Adalet Elbet Tecelli Edecek

yorumsuz
2.214
Adalet Elbet Tecelli Edecek

‘Süreç’.. Hakikaten bu kavram nasıl da pelesenk olmuş dilimize.. Hep farkında olmadan cümlelerimizde yer edinmiş bir kelime.. ‘Süreç ne zaman bitecek?’, ‘Sürecin getirdiği zorluklar’, ‘Süreç bizi buna mecbur etti.’ gibi çoğaltılabilecek nice sözcük dizimi.. Nice cümleler, yaşanmışlıklar, hatıralar..

 

Khklı kavramıyla yeni bir statü elde edildi toplum nazarında bence. Birçok durumda belirtmek zorunda kaldığınız ‘ben khklıyım ibaresi de diğer kavramlar gibi sürecin sizlere kattığı değerlerden biri.. Yakında ‘ben de khklıydım bir zamanlar.. diyeceğiniz günlerin de geleceğine inanıyorum. Tabi her şeyin üzerinden zaman geçtiği gibi maruz kaldığınız tasarrufların üzerinden de zaman geçiyor. Geçen her gün sizleri belirli bir sonuca ve amaca yaklaştırıyor. Bu sonuç, kimi zaman hakkınızda yürütülen soruşturmanın takipsizlikle sonuçlanması veya dava açılması.. Kimi zaman başvurmuş olduğunuz Ohal Komisyonundan ret veya kabul kararı almış olmanız.. Kimi zaman da yakınlarınızın tahliye olup olmaması olarak sıralanabiliyor. Tüm bu gelişmeler zamanla ve durumun gerektirdiği ölçülerde etkin mücadele yapılması ile gerçekleşiyor. 

 

Kitlenin geneli ile yaklaşık bir buçuk yıldır iletişim halindeyim. Birçok insan gördüm; farklı fikirlerde, farklı önceliklerde, farklı beklentiler içerisinde.. Ama çoğunun ortak sorunu daha önce hukukla pek alakalarının olmaması.. Bu durum neden mi kaynaklanıyor? Cevabı şu; kurallara riayet etmişler.. Kanunların suç olarak belirttiği fiilleri işlemekten kaçınmışlar genel anlamda. İdari trafik cezasına maruz kalmamak için hız sınırlarını aşmamış, trafik ışıkları ihlali yapmamışlar mesela.. Ve bu insanlar bir anda özellikle ceza hukuku gibi kamu hukukunun en sert yüzüyle karşılaşınca bocalıyor. Neye maruz kaldığını, ne ile itham edildiğini anlamlandırmaya çalışıyor.. Hepsinde aynı sorular var; ‘Ben neden cezaevindeyim?’, ‘Ben neden Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanıyorum?’, ‘Benim babam/annem/eşim/çocuğum neden demir parmaklıklar ardında?’, ‘Biz ne yaptık ki bunlara maruz kalıyoruz Fatih Bey?’… Bu soruların cevabını sizler gibi ben de arıyorum bazen kendi içimde. Ama hep vardığım sonuç aynı oluyor; ‘Adalet tecelli edecek.! Çok klasik bir cümle gibi gelebilir, farkındayım.. Ama adalet elbet yerini bulacak ve suç işlemeyen herkes ama herkes aklanacak. Neleri suç olarak değerlendirdiğiniz ise sizin kendi vicdanınızda belli olacak..

 

Adaletin tecelli etmesi için ise etkili biçimde hukuk mücadelesi yapmak gerekiyor. ‘Ülkede hukuk mu var ki mücadele edelim.! gibi söylemleri bir kenara bırakmanın vakti geldi, geçiyor da.. Eğer suçsuz olduğunuza inanıyorsanız, gerekirse ülkeye adaleti siz getireceksiniz. Mahkeme salonlarında neden terörist olmadığınızı anlatacaksınız. Ben mesleğim ve dünya görüşüm gereği masumiyet karinesine inanan bir insanım. Bir kişiyi vicdanlar mahkum etmedikten sonra saçma sapan yöntemlerle suçlu ilan etmenin nazarımda hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur.! Somut gerekçelerle karşımdakinin suç faili olduğuna ikna edilirsem eğer, failin sıfatını da niteliğini de söylemekten kaçınmam. Teröristse terörist, hırsızsa hırsız, tacizciyse tacizci.. Olması gereken budur inandığım değerlere göre. Ancak belirsiz isnatlar, soyut delillerle kimseyi terörist de ilan edemezsiniz hırsız da.. Çünkü masumiyet karinesi bunu gerektirir. Çünkü hukukçuluk budur.

 

Eğer insanların suçsuz olduğunuza inanmasını istiyorsanız önce kendiniz inanacaksınız suçsuzluğunuza.. Bunun için de yapmanız gereken bazı şeyler var ki, en önemlisi neden isnat edilen suç faili olmadığınızı her yer ve şartta belirtmek.. Yapılan haksızlığı ve hukuksuzluğu kesinlikle kabullenmemek.. Bu kabullenme birçok şekilde olabilir. Bazen kabullendiğinizin farkında bile olmazsınız ki, en tehlikelisi budur.. Bu yüzden suçsuz bir insana yapılmayacak olan hiçbir muameleyi vicdanen veya fikren kabul etmemek gerekir. Bunun için de etkin bir şekilde hukuk mücadelesi gerekiyor. Çünkü maruz kaldığınız tasarrufların merkezinde hep hukuk var.

Hep etkin biçimde hukuk mücadelesi diyorum evet ama bu mücadele için yüksek bir enerji gerekiyor. Bu enerji için de ruh halinizin yani psikolojinizin iyi durumda olması gerekir. Süreç bizler gibi sizleri de yordu, hem maddi hem manevi olarak.. Ama bahsettiğimiz hukuk mücadelesi bu yorgunluğa müsaade etmeyecek derecede zorlu.. Belki 10-20 yıl sürebilecek, belki de 2-3 ay sonra bitebilecek bir mücadele..Bu zaman kavramı çerçevesinde de, insanların ne derece yanıldıklarını öngörülerin ne denli yanlış çıktığını gördük hep beraber sanıyorum. Bu yüzden ben mücadele enerjisinin iyi konsolide edilebilmesi adına da sürecin ne zaman sonlanacağına dair zaman içeren öngörüleri pek sağlıklı bulmuyorum. Hele ki somut verilerden mahrumsa..

 

Bu yüzden soyutlanmış olduğunuz toplum yaşantısına kısmen de olsa yeniden dahil olarak, sosyolojik bakımdan suçsuzluğunuzu insanlara; hukuk bakımından ise mahkemelere anlatmanız gerekiyor. Hukuki mücadelede kitlenin genel olarak duyarlı ve özenli olduğunu gözlemliyorum. Değerlendirmesini yaptığımız her kararda, değindiğimiz her hukuki meselede dikkat eşiği gayet yüksek. Bu şüphesiz ki takdir edilesi bir durum. Ancak bunun yanında hem sosyal hem de psikolojik kondisyonun da çok iyi olması gerekiyor ki, sesimizi dünyanın her yerine duyurabilecek vasıtalarla derdimizi anlatabilelim. 

 

Çünkü maruz kalınan ithamlar karşısında durumdan bihaber olan o kadar çok insan var ki.. Bunun için de özgüveni de muhafaza ederek, suçsuzluk karinesi çerçevesinde sağlam ve kararlı duruş sergilemek gerekiyor. Yaklaşan seçim sürecinde siyasi vaatlerde bile yer alıyorsunuz.. Suçsuz olanlar görevine dönecek, suçu olmayan kimseler aklanacak, adalet gelecek diyenler var.. Tabi bu durum sürecin siyasetle hemhal olduğunu göstermiyor. Sadece insanların dikkatini çekebildiğinizde derdinizi anlatabileceğiniz kimseler bulabildiğinizi gösterebilmek için verilmiş bir örnek. 

 

Bu hususa değinmişken, seçim sonrasına ertelendiği belirtilen bir genel af konusu var. Türkiye Cumhuriyetinin siyasi geçmişine baktığınızda zaman zaman bazı suçlu kimseler affedilmiş.. Zaten af yetkisini de bizzat Anayasa ile düzenlemiş kanun koyucu, ne şartlarda ve ne şekilde çıkarılabileceği belli. Bu konuda kamuoyunda yer alan ve taslak metin olduğu iddia edilen metin incelendiğinde, bu affın kapsamı dışında tutulduğunuzu anlayabilmek zor değil. Ben genel af konusuna hukuki mahiyeti itibariyle bazı soru işaretleriyle yaklaşıyorum geçmişten beri.. İlk olarak aynı suçun farklı kişilerce işlenmesi, suçun ve cezanın bireyselleştirilmesi konusunda ayrı bir önem arz eder. Yani örneklendirmek gerekirse; farklı gerekçelerle cinayet işleyen ve yaklaşık olarak aynı cezaları alan iki insanın aynı biçimde affa uğraması adil değildir benim hakkaniyet görüşüme göre.

 

Öncelikle af konusu olabilmek için hakkınızda bir ceza hükmü verilmesi ve bu hükmün yüksek mahkemelerce onanarak kesinleşmesi gerekir. Aksi takdirde masumiyet karinesine göre cezası kesinleşmeyene kadar masum olan bir insanı, kim hangi şekilde affedecek? Yapılması planlanan böylesi bir af durumunda olayın hukuki nitelendirilmesi nasıl yapılacak? Affedilen kişiler gerçekten isnat edilen suçu işledilerse bu suçun yaptırımları tamamiyle ortadan kalkacak mı? Görevlerine dönebilecekler mi örneğin? Dönemeyeceklerse nasıl istihdam edilecekler? Subaylar börekçide çalışmaya, öğretmenler pazarcılık yapmaya, polisler süt satmaya devam mı edecekler? Bunların hepsi cevaplandırılması gereken önemli sorular.

 

Tutuklu yakınları için zor olan bir süreç bu şekilde sona erebilir farkındayım. Sevdiklerine kavuşabilirler böylesi bir uygulama ile, ancak yakınları suçsuz ise tamamen aklanmadan dışarı çıktığında üzerlerine yapışan haksız suç isnadı ne olacak? Toplumdan gelmesi muhtemel olan ‘Sizi affettiler işte daha ne istiyorsunuz?’ gibi cümlelerin ağırlığını nasıl kaldıracaklar? Suçsuz iseniz suçlu muamelesi görmedin dayanılmaz ağırlığını kaldırabilecek misiniz? 

 

Bu çıkarımlardan ve sorulardan af konusuna karşı olduğum sonucuna varılmasın. Ben hukuk bakımından, cezaların faili rehabilite etmesi gerektiğini ve bir daha suç işlememesini sağlaması gerektiğini düşünüyorum. Yani cezalandırma, insanlar için bir had bildirme ve yok etme vasıtası değildir. Aksine topluma geri kazandırma aracıdır. Bunun için de yukarıda belirttiğim şartlarda ve lokal bazda af işleminin suçlulara uygulanması taraftarıyım. Ama suçluluğu kesin ve somut delillerle ispatlanan kişilere..

 

Bu çerçevede, hukuk bakımından yeterli mücadele verilebilmesi için gerekli olan desteği hem şahsımdan hem platformumuzdan her daim alabilirsiniz. Adaletsizliğin pençesinden bir kişiyi bile kurtarmayı, bir kişinin bile suçsuz olduğu halde cezaya maruz kalmasını engellemeyi, suçsuzluğu mahkemelere anlatıp adaletin tecellisine bir nebze de olsa katkı sağlamayı kendisine kazanım olarak atfeden tüm hukukçular bu mücadelenizde sizlere destek olacaktır eminim. Yeter ki adalet için mücadele edin.. Masumsanız korkmayın, adalet yeryüzünün mayasında vardır. Belki de yaşamış olduğunuz süreç, sizin dışınızdaki insanlar için gerçek adaletin tecelli etmesidir. Sizin maruz kaldığınız dışlanmışlıklar ve haksızlıklar kaderin kullar bazında verecek olduğu hükmün somut delilleridir.. Nice Adaletli günlere.!

Fatih ALKAN

Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , , , , ,
Eklenme Tarihi: 14 Haziran 2018

Konu hakkında yorumunuzu yazın