Aptal Yerine Vatan Haini Diyorlar

yorumsuz
5.272
Aptal Yerine Vatan Haini Diyorlar

28 Şubat’tan aklımda kalanlar…Okul müdürümüzün okul sınırları içinde ve dışında başörtüyü yasaklaması, dışarıda başörtülü görülenlerin idareye çağrılması…Namaz kıldığı düşünülen öğrencilerin takibi, psikolojik baskı. Oruç tutan öğrencilere nefret söylemleri. “Sen akıllı bir kızsın, çağdaş ve aydın bir Türk kadını olman gerekir, çıkar başındaki paçavrayı!”, “Senin beynin yıkanmış, seni kurtarmak istiyorum, istersen seni dershaneye gönderebilirim, ayarladım, geleceğini yakma”,“Laiklik düşmanısınız, irticacısınız, eğitim görmeyi hak etmiyorsun, git evinde kocana çocuk doğur!” vs.sözler. DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit’in Meclis’te: “Lütfen bu hanıma haddini bildiriniz!“sözü.  İstanbul Üniversitesi rektörü Kemal Alemdaroğlu ve yardımcısı Nur Serter’in ikna odaları. Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir’in tankların Sincan’dan geçirilmesi hakkında “Demokrasiye balans ayarı yaptık” açıklaması. Kara Kuvvetleri Komutanı Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun “28 Şubat bin yıl sürer” derkenki rahatlığı. Genelkurmay Sekreteri Erol Özkasnak’ın: “Post-modern darbe olmasaydı, 1999 seçimlerinde bu netice alınamazdı”, “Amaç hâsıl oldu”  açıklamaları. Ülke gündemini, “Şeriat geliyor, rejim ve laiklik tehlikede” sözleriyle 7/24 meşgul eden,  “başörtülü”, ”namaz kılan” vs. diyerek nefreti körükleyen, insanları fişleyen medya…

21 yıl geçti üzerinden ve ben “Ne değişti!“diye soruyorum kendime, aldığım cevap, 28 Şubat’ta yaşadıklarımızın bile daha insani ve hukuka dayalı olduğu.“Yaşamayan anlamaz” derler ya, öyle bir durum bu. İnancı nedeniyle aşağılanmayan, oruç tuttuğu için hakarete uğramayan,“buraya başörtüyle giremezsin”uyarısıyla dışarı çıkarılmayan, halka açık toplantılara/kongrelere, öğrenci/kamu çalışanı olduğu bilindiği için başörtülü olarak alınmayan, başörtülü olduğu için “aptal”,“cahil” denmeyen, bilgili-kültürlü olduğunda “daha tehlikeli” görülmeyen, sadece başörtülü olduğu için cemaat/tarikat/parti bağlantısına kesin gözüyle bakılmayan vs.,neden bahsetmek istediğimi idrak edemez…Ne ilginçtir ki, 28 Şubat’ı yaşayanlarla 15 Temmuz’dan sorumlu tutulanlar, daha doğrusu yargısız infaz edilenler, genellikle aynı kişiler. İkisini de yaşamış biri olarak, neden 2018 Türkiye’sini 28 Şubat’tan daha kötü bulduğumu birkaç konuya değinerek açıklamak istiyorum, bütün bunları düşünmeme sebep olansa “cezaevlerinde başörtü yasak” sesleri.

Takvimler 20 Şubat 2018’i gösterdiğinde, Ümraniye İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, benzeri görülmemiş bir yazı yazdı. 23 Temmuz 2016’da, FETÖ kapsamında gözaltına alınan, 5 Ağustos 2016’da Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde vefat eden Gökhan Açıkkolu’nun ailesine postaladı. Gökhan Açıkkolu, gözaltına alınmadan önce Ümraniye Atatürk Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi’nde tarih öğretmeni olarak çalışıyordu. Gözaltındayken ailesiyle görüşmesi engellenmişti, ailesi hastane yetkililerine ulaştığında morgda olduğu bilgisini aldı. Baba Ayhan Açıkkolu:

“Cenazesini almaya çalışıyorum, yok vermiyorlar. Hainler mezarlığına gömülecek. Ne cenazesi yıkanacak, ne kefenlenecek, ne cenaze namazı kılınacak. Sanki vatan haini olarak tespit edilmiş…Sanki burası muz cumhuriyeti. Hiç hakkımızı arayamıyoruz, bir şey yapamıyoruz. Çocuğumuza hiç yoktan vatan haini damgası vuruldu. Kimseye zararımız olmadı” şeklinde konuştu.

Gökhan Açıkkolu’nun ancak hainler mezarlığına gömülmesine izin verilebileceği söylendiği için cenaze Konya’ya götürüldü. Diyanet, cenaze namazını kıldırmak için imam göndermedi, sadece birkaç akrabanın katılımıyla defin gerçekleştirildi.

Söz konusu yazı aileye ulaştıktan sonra, basında, ölüm sebebinin işkence olduğuna  ve şeker ilaçları verilmediği için öldüğüne dair yazılar çıktı. Bu haberlere karşılık;“ ‘işkence sebebi ile öldüğüne’ ilişkin tüm iddialar örgütsel propaganda amaçlı olup gerçeği yansıtmamaktadır.” açıklaması yapıldı. MEB Müsteşarı Yusuf Tekin, “Kişinin vefat etmesi dolayısıyla hakkında 667 sayılı KHK’nin 4. maddesinin f bendi hükümlerinin de uygulama kabiliyeti kalmadığından Bakanlığımızca kişinin görevden uzaklaştırma tedbiri kararı kaldırılmıştır.” şeklinde cevap verdi. 667 sayılı KHK’nin 4. maddesinin f bendi:

f) …istihdam edilen personel, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgisine göre ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılır.

Bilmek istiyorum, Açıkkolu ailesinin ne hissedeceği hiç mi düşünülmüyor. 3 yaşında bir çocuk, suçu kesinleşmemiş babasının gözaltında nasıl öldüğünü, nasıl hemen vatan haini ilan edildiğini, defnin nasıl gerçekleştiğini ve ailesine gelen mektubu öğrenecek, sonra da MEB’in yaptığı açıklamayı. Adalete güvenecek mi dersiniz…

Zihnimizi kazınan sözlerden biri, dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a ait. Bozdağ, ihraç edilenler hakkında, “ihraç edilenlerin hepsi suçlu değil, bu kişiler suç işledikleri veya FETÖ ile bağlantılı oldukları için değil, idari tasarrufla görevden uzaklaştırıldılar”demişti. Ülkemizde kurum yöneticilerine, soruşturma, kovuşturma, yargılama olmaksızın insanları “vatan haini” ilan etme yetkisi verildiğini öğrenmiş olduk.

“At izi it izine karıştı” sözü ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın. O günden bugüne bu durum pek değişmedi, aksine karınca iziyle dinazor izi karıştı sanki. Yaklaşık 10 yıl önce Iğdır Devlet Hastanesi’nden emekli olan Evrazak Eyyüpoğlu’nun, 29 Nisan 2017’de yayınlanan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilmesi bunun en bariz örneklerinden biri olsa gerek.

Üst düzey yetkililerden soruşturma geçiren, tutuklanan pek duymuyoruz, olanlar da serbest kalıyor. Son yıllara kadar, ihraç ve tutuklama gerekçesi olarak gösterilen dernek, dershane, yayınevi, banka vs. yapılara vatandaştan daha fazla yakın olduğu bilinen, vatandaşa tavsiyede bulunan kişilerin, adeta FETÖ kapsamı dışında tutulması oldukça ironik. Adaletin eşit dağıtılmadığının da göstergesi.

Doğumhaneden çıkan anneler, 1 gün bile geçmeden karakola götürülüyor. 0-6 yaş, 700 kadar çocuk cezaevinde. Yaklaşık 18.000 kadın tutuklandı, çoğunun 1 yıldan fazla zaman geçtiği halde iddianamesi bile hazırlanmadı. İnsanlar, neyle suçlandıklarını bilmeden (Vatandaşın: “Teröristler işte!”dediğini duyar gibiyim,delil olup olmaması kimin umrunda!) ayrılık kuyusuna atılmış durumda.

On binlerce insan, bir gecede terörist ilan edildi, suçsuz bulunanların görevine iade edileceği, tutukluysa serbest kalacağı söylendi. İnsanları damgaladıktan sonra bunu zihinlerden silmek mümkün değil. 28 Şubat’ta, “başörtülü”, “makyaj yapmıyor, namaz kılıyordur”vs. denilerek fişlenmiştik, dışlanmıştık ama rejim karşıtı olduğumuzu söyleyen, dışlayan belli bir kesimdi ki, bu pek canımızı yakmazdı, doğru olmadığını, inancımız nedeniyle tepki gördüğümüzü bilirdik. Toplumun tümü ön yargıyla nefret etmezdi. Kamu kurumunda olmasa da iş bulmak mümkündü. Başörtüyle okuyamazdın ama başın açık sınavlara girebilirdin, şimdi KHK ile ihraç edilmişsen veya bu kapsamda tutukluysan, çoğu sınava girmen, eğitim-burs alman mümkün değil. Özel sektörde bile iş bulma ihtimalin çok az, halk eğitim kursları, İş-Kur vb. kayıt almıyor genellikle.

Ayrıca, 28 Şubat’ta dava açmak istediğimizde kabul etmeyen avukat çoktu ama kabul edenler olacağını da bilirdin. Dava açmak istediğinde, “Davanı alırım ama 70-100 bin verirsen” diyen fırsatçı avukatlar yoktu, ücret az ve makuldü. Avukatların, savunmasını yaptıkları kişi nedeniyle, “2 yıla kadar görevlerinden yasaklanması”gibi, savunmayı engelleyen uygulamalar yoktu. Banka hesapların bloke edildiği, mallarına tedbir konduğu için satamadığın, iş bulamadığın, dava açacak paran olmadığı, paran olsa da avukatlar davanı almak istemediği için “bireysel” olarak dava açtığında, “bireysel başvuru yapanlar vatan hainleri” demezdi yetkililer. “Başörtülü olanlar İran’a gitsin” derlerdi de, hem pasaportuna el koyup hem de “Ağaç kökü yesinler” demezlerdi. Nefret çok büyüktü, dün gibi hatırlıyorum ama“Gebertin bizi diye yalvaracaklar”a benzer bir söz de duymadım. Şundan eminim; boğulan küçücük çocuklar için, “büyüseler terörist olacaklardı, öldükleri iyi olmuş”diyen olmazdı. Düşman gördükleri bizdik, ne kadar konuşmaya çalışırsan çalış, rejimi yıkmaya çalışmadığına ikna edemezdin ama bu ön yargı ve nefret de yoktu…

Son günlerde, bazı cezaevlerinden başörtünün (namaz dışında) yasak olduğuna dair şikayetler duyuyoruz. Mazlum-Der, şikayetleri değerlendirdi ve bir rapor hazırladı. Rapordan:

Başörtülerinin kendilerine ancak namaz kılmak istediklerinde ve avukatla görüşmek ya da başka bir sebeple dışarı çıkarıldıklarında verildiğini. Fakat lavabo ve tuvalet ihtiyacı için çıktıklarında başörtülerinin verilmediğini, lavabo ve tuvalet ihtiyacı için çıktıklarında zaman zaman erkek görevlilerle karşılaştıkları. Yemeğin erkek görevli tarafından dağıtıldığını, erkek görevlinin başları açık olduğu halde kendilerini gördüklerini.

Mazlum-Der, konuyla ilgili olarak Mersin KOM ile görüştü, aldığı cevap:

“…Nezarethanede de kişilerin güvenliğini korumakla mükellef olduklarını, bundan dolayı ayakkabı bağı, kemer gibi kişinin kendisine veya başkasına veya başkasının kişiye zarar verebileceği giysileri çıkarttıkları gibi başörtüsünü de aynı gerekçe ile çıkarttırdıklarını söyledi.”

Birkaç gün önce Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Bir ülkede halk bunalmış, ellerini semaya açarak adalet çığlığı atar hale gelmişse oradaki yargı sisteminde bir sorun var demektir.”dedi. Biz 1.5 yıldır adalete erişilemediğini söylüyoruz, kulak veren yok. Herkes masum değildir, istediğimiz; acil, tarafsız ve somut kanıt odaklı yargılamayla gerçek suçluların bulunması. 28 Şubat Türkiye’ye ekonomik, demokratik ve insan hakları bakımından çok zarar verdi. 2018 Türkiye’sindeyse “güven” yok, toplumun nereye gittiği meçhul…

“Bağımsız adalet”li günler.

Zeynep Sırdaş

 KAYNAK YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

1)https://www.yenisafak.com/gundem/hafizalardaki-28-subat-2424251https://aa.com.tr/tr/turkiye/meb-mustesari-tekinden-gokhan-acikkolu-hakkinda-aciklama-/1076050

2)https://www.kamugundemi.com/memurlar/ihrac-edilen-memurlari-sok-etti-h106386.html

3)https://www.birgun.net/haber-detay/erdogan-at-izi-it-izine-karisti-127316.htmlhttps://www.politikyol.com/10-yil-once-emekli-olan-vatandas-khk-ile-ihrac-edildi/

4)http://www.gunes.com/gundem/bassavciliktan-gokhan-acikkollunun-iskence-sebebiyle-oldugu-ile-ilgili-iddialara-yalanlama-orgutsel-propaganda-amacli-856539http://

5)www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2016/07/20160723-8.htmhttp://khkliplatformu.com/mese-palamutlarina-hasret.html

6)http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/580062/Gozaltinda_olen_ogretmenin_babasi_gozyaslari_icinde_anlatti.html

7)https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2018/03/02/arastirilsin-denilen-gozaltilar-basortulerimizi-sadece-namazda-takabiliyoruz/

8)https://www.youtube.com/watch?v=56BST0l79LI

Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , , , , , ,
Eklenme Tarihi: 11 Mart 2018

Konu hakkında yorumunuzu yazın