Bir KHKlık Güven, Bir KHKlık Sevgi

yorumsuz
2.260
Bir KHKlık Güven, Bir KHKlık Sevgi

Sabah Saatleri…Ağzımda kekremsi bir tatla uyandım, sabahın ilk saatlerine kadar kitap okumuştum, elimde kitapla dalmışım…Aslında her zamankinden çok uyumuşum ama kendimi çok yorgun hissediyorum. 18 aydır dinlenmiş hissederek uyandığım sabah sayısı çok azdır… “Okumak”, 15 Temmuz’dan sonra yeni bir anlam kazandı benim için, dikkat dağıtmanın ve dikkat toplamanın, yaşadıklarımı düşünmemenin bir yolu oldu…Keşke beni uyandıran annem olsaydı şimdi, semaverde çay eşliğinde kahvaltı edeceğimizi söyleseydi…Çok yoğun çalıştığım bir yılda, zar zor izin alıp ailemin yanına gitmiş olsaydım…Bu şartlarda ”Keşke”ler bile anlamsız geliyor, sabahlara kadar ders çalıştıktan sonra Devlet Memurluğu Sınavı’na girip atandım da ne oldu…”Soruları çalıp yerleştiler” deyivermediler mi yalan oluşundan rahatsız olmadan…Emeğime, dürüstlüğüme baktılar mı atıp tutarken, ihraç ederken…Neyse…Çay demleyip kahvaltı edeyim, keşkeler karın doyurmuyor…

Öğleden Sonra…Telefon ısrarlı  bir şekilde çalıyor, ihraçtan sonraki 1 yıl aynı hattı kullandım, sonra beni bu süreçte aramayanlarla iletişimimi kesmek için numaramı değiştirdim ve yeni numaramı çok az sayıda kişiye verdim. Şimdi arayan, çok değer verdiğim, bilgi ve becerisine güvendiğim, saydığım, sevdiğim biri. Yıllarca birlikte çalıştık, yaşça benden oldukça büyüktür ama arkadaş gibiyizdir. Benim hakkımda bilmediği nadir konulardan biri oldu ihraç edilmiş olmam, kişiliğine güveniyorum güvenmesine de, yine de “Acaba bana mı, yoksa iftira atanlara mı inanacak…” sorusu aklımı kurcalıyor, huzursuz ediyor. Diğer yandan, yaşadıklarıma üzülmesini de istemiyorum…Telefon sustu. ”Bu arama, ihraç olduğumu söyleme vesilesi olsun”,  gizlimiz olmasın madem daha fazla, dostluk böyledir değil mi…(Arıyorum)

Ben: Merhaba !

O: Merhaba, nasılsın?

Ben: Teşekkür ederim, evdeyim, sen nasılsın?

O: İyiyim, nasıl gidiyor iş, benim bir ricam olacak senden, XXX Bakanlığı’nda çalışıyorsun hâlâ değil mi ? (Gündüz, bu saatte evde olmam normal değil ama fark etmedi ! )

Ben: Hayır, ben ihraç edileli çok oldu, çalışmıyorum şu anda

O: Çok üzüldüm, ben başka yol bulayım o zaman (sesi değişti, üzüntüden öte, konuyu bir an önce kapatmak istiyor gibi, ayrıntı sormak, teselli, yanındayım sözlerinden eser yok…)

Ben: İhraç olduktan sonra, iş arkadaşlarım iletişimi kesti, yoksa yardımcı olmak isterdim

O: Önemli değil, kendine iyi bak

Ben: Sen de

O: Tıkkk…

Bir kez daha, sevgiye verdiğim emek çöpe atıldı…Uzun uzun konuşurduk önceden, bana bir KHKlık güveni, bir KHKlık sevgisi varmış demek ki…Son 18 ayda, öyle çok yaşadım ki bunu, kısmen duyarsızlaştığımı söyleyebilirim, kalbimin bir yanında küçük bir umut var insan sevgisine, dostluğa dair, daha fazlası değil…Ben adalet peşinde koşmaya devam edeceğim, bir gün hakkımı alacağımı da biliyorum. Öyle eminim ki bundan, nasıl emin olmam, ben Müslümanım ve ahirete inanıyorum. “Boynuzsuz koyunun, boynuzlu koyundan kısas sûretiyle hakkı alınacaktır.” diyen bir Peygamberim var benim. Ateist de olsam, bu süreçte hakkı çalınanların hakkını alacağına inanırdım gibi geliyor, çünkü bu kadar hukuk dışı, insanlık dışı uygulamanın karşılıksız olma ihtimali yok, bu mantığa ters olurdu…Sevgisinden, güveninden vazgeçtiğim insanların yardıma, desteğe ihtiyacı olursa yanlarında olabilirim ama sadece o kadar, sokaktan geçen bir insana yakınlığım kadar olur onlara yakınlığım…Benimle görüştükleri için başlarına bir şey geleceği korkusu, çıkarlarının sona ermesi vs. sebep ne olursa olsun, yıkıp geçtikleri samimiyet asla geri gelmeyecek…

“Bağımsız adalet”li günler.

Zeynep Sırdaş

Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , , ,
Eklenme Tarihi: 9 Ocak 2018

Konu hakkında yorumunuzu yazın