BM’den Bylock Uyarısı

yorumsuz
12.698
BM’den Bylock Uyarısı

Sevgili Platform takipçileri, hepinize merhaba..

Platformumuzun adalet arayışına hukuk penceresinden bakışımızı konu ettiğimiz yazılarımıza, malum adli tatil dolayısı ile kısa bir ara vermiş olsak da yeni adli yıl ile beraber yenilenmiş bir enerji ile hukuk mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.

Bu kapsamda baktığımızda yazılarımıza konu edebileceğimiz hususlar gün geçtikçe artmakta.. Şöyle ki; Ohal Komisyonundan red kararı alan kimseler idare mahkemelerine iptal davası açmakta, Olağanüstü halin bitmesi ile ihraç edildikleri kurumlara göreve iade edilmeleri konusunda dilekçe verme düşüncesi olanlar çeşitli girişimler yapmakta, ilk derece mahkemelerince hakkında hüküm verilen kimseler hükmün niteliğine göre üst mahkemelere başvurularını yapmaktalar. Kısaca hukuk mücadelesi herkes için devam ediyor. Ben de bu mücadeleler kapsamında etkili yolları sizlere göstermek, adaletin tecellisini sağlamak için sizlerle bir araya geldiğim yazılarımın bir tanesiyle daha buradayım.

Bu yazımızın konusu esasen uluslararası bir denetim mekanizmasına yapılan ‘haksız tutuklama’ işleminin bildirilmesi ve neticesinde verilen karar.. Birleşmiş Milletler Çalışma Grubunun 22-24 Ağustos 2018 tarihlerindeki 82 ncioturumunda karara bağlanan 44/2018 numaralı kararın değerlendirilmesi ve spesifik durumlara göre kişisel bazda dosyalara aktarılması gerektiğini düşündüğümden bu yazımızın konusu bahse konu karar olacak..

Öncelikle başvuru tipi klasik bir haksız alıkonulma şikayeti olsa da, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin vermiş olduğu savunmanın da etkisiyle Çalışma Grubu dosyayı esas bakımından da incelemiş ve çok etkili noktalara vurgu yapmıştır.

Hükümetin vermiş olduğu savunmaların ve belirttiği hususların Çalışma Grubunca nasıl değerlendirildiğini kararın Türkçeye çevrilmiş metninde bulabileceğinizden çeviriyi bir defa da olsa muhakkak okumanızı tavsiye ederim. Karar metninde yer alan ana konu birçoğunuzu ilgilendiren ‘bylock’ meselesi.. Tabi diğer tespitler de gayet kayda değer..

O zaman benim penceremden kararda dikkat çeken hususlara bir göz atalım..

Bu kararda vurgu yapılan husus Çalışma Grubunun, İnsan Hakları Avrupa Komiseri tarafından hazırlanan nota dikkat çektiğidir. Bu not; “bu örgüte üye ve destek olmayı suç sayarken, kanunsuz faaliyetlerde bulunan kişiler ile hareketle ilişkili olan ve hukuka uygun şekilde kurulan bu kurumların şiddete başvurmaya hazır olduğunun farkında olmayan sempatizan, destekçi veya mensupları arasında ayrım yapılması gerekmektedir” der. Yani bu hususa göre Türkiye’de bahse konu yapı ile ilişkili olan ve şiddete başvurma niyeti taşımayan kimselerin silahlı terör örgütü üyesi olamayacağı gayet açıktır. Zira Anayasamız da terör faaliyetinin bulunması için ‘cebir ve şiddet’in aynı anda bulunması gerektiğini belirtir. Burada da Türk Ceza Kanununda yer alan 30 uncu maddeye dikkatinizi çekmek istiyorum ki, bu madde çeşitli hata hallerini düzenlemektedir. Bu konuyla ilgili daha önce yazmış olduğumuz köşe yazısının muhakkak okunması gerektiğini tekrarlayalım. Bu çerçevede, Komiser’in de vurguladığı nokta budur. Yani kişiler bankaya para yatırdı, kriptolu bir yazışma programı kullandı, sendikaya üye oldu, otele gitti, ona selam verdi, bununla çay içti gibi sebeplerle terör örgütü üyesi olarak ilan edilemezler.

Çalışma Grubuna göre bir kişi bylock programını kullanmış olsa bile bu salt olarak suç sayılamaz, zira ifade özgürlüğü ve haberleşme hürriyeti kapsamında kalır.. Çünkü Türk Anayasası ve yasalarında belirtilen bir husus vardır ki; ‘Haberleşmenin gizliliği esastır.!’ Böyle bir özel hayatı muhafaza eden düzenleme varken, bir topluluğun bir kısmı bir yazışma programını kullandı diye o yazışma programını kullanan herkesi suçlu ilan etmek mantıksızdır.

Daha önceki yazılarda da belirttiğim üzere bylock kullanmak bizatihi suç olamaz.. Önemli olan bu programın vasıtasıyla terör fiilinin organize edilip edilmediğidir. Bu da ancak ve ancak içeriklerin tetkikiyle mümkün olur. Şu hususu sizlerin de nezdinde vurgulamak istiyorum.. Bir kişi aynı yazışmayı whatsapp isimli yazışma programından, mesajlaşma yoluyla veya mektup ile yaptığında suç olmuyor ve bylock ile yaptığında suç oluyorsa burada suçun maddi unsuru eksik demektir. Bu da suçun kendisini tespit edip suç işlenmesini önlemeyi sağlamaz. Topyekûn olarak bir kitleyi cezalandırma sonucu doğurur, bu durum da ne adalete, ne hakkaniyete uygun olmaz. Bir an önce bu uygulamadan dönülmesi gerektiğini tekrar belirtelim..

Bu kararı dosyalarınıza direkt olarak sunmanızın bir fayda sağlamayacağını, karar içerisinde yer alan ve bazı kısımlarına yukarıda değindiğimiz hususları savunma metinleri ile sözlü savunmalarda belirtmeniz gerektiğini söylüyor ve vurguluyorum. Bu kararla ilgili başvuru usulü ve tekniğini daha önce sosyal medya platformlarında bildirmiştik. Ona riayet ederek başvurularınızı yapabilirsiniz, ancak profesyonel anlamda yardım almanızda fayda var.

Tüm bu hususlar neticesinde bu tip kararların yargı mercilerince dikkate alınmasını temenni ediyorum. Sizlere ve Türk yargı dünyasına hayırlar getirsin, haksız tutuklamalar son bulsun.. Esen kalın..

Fatih ALKAN

BM karar metni için tıklayınız.

Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , , ,
Eklenme Tarihi: 7 Kasım 2018

Konu hakkında yorumunuzu yazın