Bu Bir İnsanlık Yazısı

yorumsuz
2.046
Bu Bir İnsanlık Yazısı

Sizi 18 yaşınıza götürmek istiyorum bu yazımda, farklı bir ortamda olacak ama katılırsanız memnun olurum, sadece bir anlığına düşüneceğiz…

Gözleriniz birdenbire açılıyor, nefes nefesesiniz, kötü bir rüya görmüşsünüz, uyandığınız için rahatlıyorsunuz, ancak bir terslik var, çevreniz çok karanlık. En kuytu köşede kalmış evde bile sokak lambalarının ışığı odayı aydınlatır ya biraz, işte o yok burada…Belki de gözleriniz karanlığa alışamamıştır, öyle ya, başka ne olabilir, ışığı açıp pencereden biraz hava almak  sizi iyi gelecek…Doğrulmaya çalışıyorsunuz ama bacaklarınız size itaat etmiyor, külçe gibiler, bir panik dalgası sarıyor bedeninizi, kalkmak neden zor (!), sakinleşip düşünmelisiniz…Dakikalar sonra felç olduğunuza ikna oluyorsunuz ve çevrenizi yokluyorsunuz el yordamıyla, yatak seviyenizden biraz yukarıda soğuk, demir gibi sert bir şey hissediyorsunuz, yokladıkça tekerlekli sandalye olduğunu anlıyorsunuz, umutlanıyorsunuz biraz, yatağın kenarına doğru çekmeye çalışıyorsunuz kendinizi, elinize bir ıslaklık geliyor, altınızı kirletmişsiniz…Kendi kendinizden utanıyorsunuz bunun için, derin bir umutsuzluk hâli…Bir süre sonra kendinizi toplayıp iyice yaklaşıyorsunuz yatağın kenarına, son bir hamleyle sandalyeye geçmeye çalışıyorsunuz ve gümm…Yerde hissediyorsunuz yüzünüzü, burnunuz zarar görmüş olmalı, kanın metalik tadı geliyor ağzınıza, dirseğiniz de acıyor ama kırık olmasa gerek, hareket ettirebiliyorsunuz, yatağa tırmanma ve sandalye arasında ikilem yaşadıktan sonra sandalyede karar kılıyorsunuz ve dakikalarca süren çabadan sonra sandalyeye yerleşiyorsunuz…Çok az da olsa görmeye başlıyorsunuz şimdi çevrenizi, gözleriniz alışmış olmalı, biri daha var sizinle birlikte, hırıltıyla nefes alıyor, burası oldukça dar bir yermiş, yine de hareket etmek istiyorsunuz, tam dolaşmaya başlarken sandalyeden çıkan sesle irkiliyor diğer kişi, güçlükle doğruluyor bir dirseğinden destek almaya çalışarak, hastanede olduğunuz fikri doğuyor o zaman zihninizde, oda arkadaşınızın elleri yok çünkü…

Burası bir hastane odası değil, cezaevinde bir hücre…Hücre şartlarını tam olarak bilmem mümkün değil (hiç hücreye girmedim, en azından bugüne kadar, yarın ne olur bilemem!) ve bu mahkûmlarla yüz yüze görüşmedim, ifadelerimde hata olabilir. Ahmet Hani, 14 yaşındayken IŞİD’liler tarafından vurulmuş ve felç olmuş. Tekerlekli sandalyeye bağımlı yaşıyor. İzmir Didim’den yurt dışına kaçmaya çalıştığı iddia edilmiş, ‘PYD kurucusu ve yöneticisi olmak’ tan yargılanıyormuş, şimdi 18 yaşında…Bu yazının “insanlık” yazısı olduğunu belirttim, çünkü birçoğumuzun PYD ifadesini görür görmez nefreti kabaracak, amacım tutukluların, mahkûmların nasıl cezalandırılması gerektiğini söylemek değil, eğer öyle olsaydı, buna İmralı’dan başlamam gerekirdi, benim şu anki meselem, cezaevi şartlarında da insan haklarının ve hukukun üstünlüğünün korunması gerektiğini hatırlatmak…

Bahsettiğim gibi, Hani’nin hücre arkadaşı Ergin Aktaş da engele sahip, 2 eli de yok (bir kolu dirseğinden itibaren yok), Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) var. Aktaş, bu cezaevine (Menemen, R tipi) gelene kadar farklı cezaevlerinde kalmış, yanında başka hükümlüler olduğu için kişisel temizlik, çamaşır gibi konularda yardım alabiliyormuş. Menemen’de 2 yıl boyunca tek başına  tutulmuş. Adli Tıp Kurumu, en son Ocak 2018’de “tek başına kalamaz” raporu vermiş (toplam 4 kez) ancak “ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası” gerekçe gösterilerek değişiklik yapılmamış. Defalarca suç duyurusunda bulunmuşsa da Anayasa Mahkemesi, 21 Eylül 2016’da kötü muamele olmadığını belirterek başvuruyu reddetmiş. Aktaş, son olarak “insanlık dışı muamele ve işkence” iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitmiş. Avukatı Gülizar Tuncer’in AİHM dilekçesinden:

Ergin’in KOAH hastalığı orada daha ilerledi. Çünkü sadece 1 saat havalandırmaya çıkarılıyor ve hücresi havasız, çamaşırlarını da hücrede kuruttuğu için hücre sürekli nemli ve rutubetli. Hükümet tutanaklarında nasıl yemek yediği, tuvalet ve banyo ihtiyacını nasıl karşıladığı, hücresinin temizliğini nasıl yaptığı, çamaşırlarını olmayan elleriyle nasıl yıkadığı yazılı değil…İdare tarafından verilen bağcıklı ayakkabısı hastaneye gidememesine neden oldu. Görevliler ellerinin olmadığını göre göre, bağcıkları kendisinin açmasını istediler. Sonra da kendisi tedavi olmak istemedi diye tutanaklar tuttular…

Adalet Bakanlığı’nın AİHM’e verdiği cevapta;

R Tipi cezaevlerinde kendilerine bakamayan mahkûmların beslenme ve giyinme ihtiyaçlarının görevliler tarafından karşılandığı, acil yardım düğmeleri sayesinde acil ihtiyaçlarının karşılandığı, Aktaş’ın personel yardımını reddettiği, “Bu konuda bizim yapabileceğimiz bir şey yoktur. Başvurucu, protezi reddetmiştir. Sorunları derhal çözülmektedir. Örneğin tuvalet alafranga yapılmıştır. Musluklar aç kapa haline getirilmiş, tıkanan tuvaletin yemek artıklarından dolayı bu hale geldiği anlaşılmış ve sorun çözülmüştür. Ortam, mahpus olmanın taşıdığı sıkıntının ötesine geçmemektedir.” denildiği, hiçbir kötü muamelenin olmadığı, hastane randevularına kendisinin gitmediği, yasa gereği tek başına tutulduğu, “Başvurucunun yardımcı personelin desteğini kabul etmemesinin yarattığı sıkıntının sorumluluğunu devlete yüklemek, devlet üzerine aşırı yüklenmek anlamına gelecektir.”

ifadelerinin yer aldığı belirtiliyor.

Protez konusuna açıklık getiren ve diğer sıkıntılar konusunda bilgi veren Avukat Tuncer:

“Israrla protezi reddettiği söyleniyor. Protezi kendisi defalarca dilekçeyle talep etti. Kendisine önerilen protez hiçbir işe yaramayacak maddeden yapılmış olmasaydı reddetmezdi…Görevli yardımını reddediyor çünkü hücresini temizlemeye gelen kişi, pis su dolu kovayla hücreyi daha pis bir duruma sokuyor, pis ve kameraların olduğu bir yerde her türlü azarı işiteceği görevliye yalvarmak yerine soğuk suyla banyo yapmaya çalışıyor. Vücudunu temizleyemediği için mantar oluyor.”

Suçu ne olursa olsun, kronik hastalığı olan ve iki eli olmayan bir mahkûmla, felçli, öz bakım ihtiyaçlarını bile tek başına karşılayamayan bir mahkûmun tek hücrede tutulması insani gelmiyor bana, ne kadar hukuki olduğunu bağımsız hukukçular söyleyebilir…

Sırası gelmişken cezaevlerindeki bazı şikayetleri eklemek istiyorum:

*Mektupların gönderilmemesi ve keyfi gerekçelerle teslim edilmemesi

*Şikayet dilekçelerinin işleme konulmaması, özellikle yetkililere veya gazetecilere yazılan mektupların “sakıncalı sepeti”ne atılması (önceki Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, işkence iddialarını yalanlamış, kötü muamele ve işkence şikayeti olanların kendilerine bildirmesini, gerekeni yapacaklarını söylemişti ! )

*Yemek tabaklarının, kaşıkların, çatalların, tencerelerin, kalemlerin, kitapların alınması

*Havalandırma hakkı kısıtlanması, tekli hücrede tutma

*Çeşitli gerekçelerle telefon ve ziyaret hakkının sık sık kaldırılması, hücre cezası

*Fiziksel işkence belirtileri olmasına rağmen doktor raporlarına gerçek dışı bilgi yazılması

* İlaçların verilmemesi veya geciktirilmesi, tedavi engeli

“5 gün susuz bırakıldım.” “Bestelediğim şarkıyı telefonda söylediğim için ‘amaç dışı kullanım’ denilerek görüşmelerim yarıda kesildi. “ (Silivri 9 No’lu Cezaevi’nden Fırat Kıl)

*Küfür, hakaret, psikolojik baskı, aileyle ilgili tehditler

*Aşırı kalabalık koğuşlar (8 kişilik koğuşta 23 kişi vs.)

*Ortak alana çıkma hakkının ayda 40 saatten 4 saate indirilmesi ( Bolu F Tipi)

*Avukat- müvekkil görüşmelerinin sesli kayıt cihazıyla kayıt altına alınması, görevli bulunması, avukat müvekkil gizliliğinin engellenmesi

*Hükümlü ve tutukluların cezaevi uygulamalarına karşı yaptıkları başvuruların “örgütlü ve organize hareket edildiği” gerekçesiyle disiplin soruşturması konusu olması (Bolu F Tipi)

(Aynı cezaevindekilerin sorunları benzer olacağına göre, şikayetlerin aynı olması normal değil mi!)

*“Beni dağa çıkardılar. Ellerim kelepçeli olduğu halde tişörtü arkadan kafama geçirdiler. Gözlerimi kapayıp işkence yaptılar…Dediklerini kabul etmezsem, aynı işkenceyi eşime de uygulayacaklarını söylediler…İtirafçı olmam karşılığında devletin bana yardımcı olacağını, gerekirse kimliğimi değiştirip yüzümü değiştirip ameliyat olacağımı anlattılar…(Tutuklu-mahkûm yakınlarını üzmemek için daha fazla ayrıntı yazmıyorum, isterseniz bu ifadenin tümünü kaynaklardan okuyabilirsiniz.)

Ve şimdi bazı rakamlar…

2015 yılında cezaevinde ölen kişi sayısı 426. Bu ölümlerin 54’ü gözaltındayken, 43’ü de intihar

Cezaevlerinde toplam 1.154 hasta tutuklu var.  Adalet Bakanlığı, son 2 yılda cezaevinde 2.300 hastanın öldüğünü açıkladı.

Sadece son 3 ayda 10.528 kişi tutuklandı

Günde 109 kişi cezaevine giriyor

Gözaltında tutulan, tutuklanan ve mahkûm edilen kişi sayısı hızla artıyor, adil karar veriliyor mu orası tartışılır…Sorun nerede olursa olsun, insanlar bu süreci yaşamak zorunda kalıyor ve asıl yara sarılana kadar, daha çok zarar gören olmaması için, acil önlemler alınmalı, cezaevleri dipsiz kuyulara dönüşmemeli. Bir yandan tacizcilerin, tecavüzcülerin, katillerin, yolsuzluk yapanların, dayısı olanların vs. az ceza aldığını veya hiç ceza almadığını görüyoruz, diğer yandan 1 yılda 54 kişi son nefesini gözaltındayken veriyor, bu, Türkiye’deki “adalete inanca” darbe üstüne darbe indirmiyor mu…Kötü muamele ve işkence konusunda hiç mi soru işareti oluşturmuyor akıllarda…Sadece gözaltına alınmak bile (idam cezası değil bu sonuçta,sadece gözaltı!) ölümle sonuçlanıyorsa sorumlusu sadece gözaltına alınan olamaz değil mi…Adaletin, vatandaşına karşı görev ve sorumlulukları vardır, can güvenliğini korumak gibi, cezaevleri bundan muaf tutulmamalı. Cezaevlerindeki insanların da insani ve hukuki hakları var, sıkıntıları görmezden gelmek, şikayetlerin araştırılmasını engellemek vs. kendini kandırmak ve suça suç eklemektir…Yeni cezaevleri daha güzel olacakmış, yeni cezaevi adaletimiz nasıl olacak peki !

“Bağımsız adalet”li günler.

Zeynep Sırdaş

KAYNAK YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

  1. http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/985126/Menemen_de_R_tipi_iskence.html
  2. http://t24.com.tr/haber/cezaevindekiler-anlatiyor-5-gun-susuz-birakildim-kalemlerimize-el-konuldu-olmememiz-tamamen-tesaduf,638097
  3. http://t24.com.tr/haber/insan-haklari-aniti-bir-yildir-tutuklu,635115
  4. https://ahvalnews2.com/tr/iskence/iskencenin-kod-adi-khk-6679
  5. http://grihat.com/bu-ulkede-artik-fabrikalar-yapilmiyor-cezaevi-ve-iskence-yapiliyor/amp/?__twitter_impression=true
  6. https://www.artigercek.com/tutuklu-sayisi-16-yilda-4-kat-artti?t=1527839254
  7. http://m.bianet.org/bianet/hukuk/197801-mahkemelerdeki-cezaevleri
Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , , , , ,
Eklenme Tarihi: 8 Haziran 2018

Konu hakkında yorumunuzu yazın