Bylock Ve AYM’nin Gerekçeli Kararı

1 yorum
10.582
Bylock Ve AYM’nin Gerekçeli Kararı

   Anayasa Mahkemesi’nin 2016/22169 başvuru numaralı 20/06/2017 karar tarihli “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği” gerekçesiyle yaptıkları bireysel başvurunun, Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunca reddedilmesinin ardından gerekçeli karar ile ilgili özetle;

 

  • Genel bilgiler kapsamında karar metninin 53.paragrafında yürütülen soruşturmaların ekseriyetinin darbe ile doğrudan bağlantısının olmadığı,örgüt üyeliği kapsamında cezalandırma talep edildiği belirtilmektedir. Zaten darbe ile ilgisi olmayan bir devlet memurunu darbe teşebbüsünden yargılayamayacaklarını çok iyi biliyorlar. AYM gibi yüksek mahkemenin,ilk derece mahkemesi (Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi) tarafından verilen ve henüz kesin hüküm ifade etmeyen gerekçeli karara atıf yapacak kadar çaresiz olduğu aşikar. (Bknz. Paragraf 54)

 

 

 

 

  • 106. paragraftan itibaren devam eden ve bylock isimli programa ilişkin tespit ve değerlendirmeler ise şu şekilde sıralanmıştır:

 

 

 

Bu gerekçe ve değerlendirmelere Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin verdiği kararda kısmen değinilmiş olmakla;

 

  • Bylock programı dünyada 600.000’i aşkın kullanıcıya ulaşmaktadır. Bylock uygulamasında bulunan arkadaş gruplarının örgüt hiyerarşisi bakımından hükmünün ne olduğu açıklanmamaktadır. Sadece milyonlarca mesaj bulunduğuna dair muğlak bir ifadeyle geçiştirme yapılmıştır. Oysa ki darbeyle illiyet bağını çözecek olan bu husus ısrarla araştırılmamakta ve flu olarak yerini korumaktadır.

 

 

  • Uygulamanın şifreleme sistemi hususunda gerek İstinaf karar değerlendirmeleri gerekse Yargıtay karar incelemesinde detaylı açıklama yapmıştım. ABD’li bilişimci Walter McDaniel’ın yaptığı tespitler sonucunda hazırlanan rapor bu konuda çok aydınlatıcıdır. Bu raporun çürütüldüğü bir başka rapora da rastlamadım. Bu yüzden kriptolamaya ilişkin değerlendirme hakkında söylenebilecek pek fazla bir şey yok.

 

 

  • Öte yandan programın ticari amacı olmadığı yönündeki iddialara binaen 12 ülke de ilk 100’de indirilen programlardan biri olan Bylock’un nasıl ticari amacı olmaz?! Ticari amacı olmasa Google play gibi mağazalarda ne işi var?

 

 

  • Çözümlenen içeriklerin tamamının Türkçe olduğu belirtiliyor. Ancak Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin ilgili kararı bunun tam tersini söylüyor. İçerikler yok edildi,kriptolu program olduğu için içeriklerin tespit edilemediğine değiniliyor.Zaten ekran resmindeki 106/XIV. maddenin tamamında da içeriğin olmadığı ikrar ediliyor.

 

 

  • Yine 106/IX. maddede Bylock’un büyük bir kullanıcı kitlesine sahip olduğu söylenmektedir. O zaman bu program ticari bir amaç içermekte,yani hücre tipi bir yapıya uygun bir program değil ve Türkiye’de 215.000 tane kullanıcısı var. Buraya Radikal Gazetesi’nin eski muhabirinin Bylock kullandığı ve kendisi gibi birçok haber muhabirinin de bu programla haberleştiğini not edelim.

 

 

  • Demek ki; haber istihbaratı alan gazeteciler bile bu programı biliyor. Oysa ki az önce AYM programın pek yaygın olmadığını söylemişti yukarıda. Bu durum da programın kamuoyunca bilinmediğine ilişkin tezi rahatlıkla çökertilmeye yeterlidir. Ayrıca şu an kullanımda olan birçok kriptolu yazışma programını,teknolojiyle olan sınavını henüz veremeyen  halkımız bilmiyor. O zaman bu programlar da potansiyel suç aleti mi oluyor?

 

 

  • 106/X. madde de kriptografik şifreden kasıt harf,rakam ve noktalama işareti bulunması zorunluluğudur. Bunu da şu an şifreyle giriş yaptığınız bir çok uygulamada görebilirsiniz. Örneğin; Iphone markalı telefonların İcloud şifresi bunun gibidir. Programın şifreleme kombinasyonundan örgüt çıkmaz!

 

 

  • 106/XVII. madde de programın kullanımdan yani AppStrore ve Google Play’den kaldırıldığı söyleniyor. David Kaynes 2016 Şubat’ta kaldırıldığını söylemişti. AYM’nin dayandığı ilk derece mahkeme kararında buna değinilmemiş nedense!

 

 

 

  • 106/XVIII. madde de yer alan ifadelerin itirafçı beyanları olduğunu ve teknik bir anlam ifade etmediğini anlamak için hukukçu olmaya gerek yoktur.

 

Tüm bu bilgiler ışığında AYM’nin gerekçesini bugün yayımladığı karar esas itibariyle darbe girişiminde bizzat yer aldığı iddia edilen bir TSK mensubuna yönelik karardır. Dolayısıyla bu kararın darbeye iştirak etme suçuna maruz bırakılmayan sizlerle organik anlamda çok bir ilgisi yoktur. Çünkü AYM’nin karar içerisinde değindiği  AİHS maddeleri,AİHM kararları ve BM içtihatlarındaki durumlar ağır suçlamalar kapsamında nazara alınacak hallerdir. Yani karar metninde de belirtildiği üzere başvurucu darbe teşebbüsünden,sizler ise terör örgütü üyeliği,propaganda veya finans sağlama ile yargılanmaktasınız. Yani başvurucunun hukuki durumu sizinkilerden daha ağır olduğu için tutukluluk devamına cevaz verilmesi hukuken çok aykırı bir karar olmayabilir. BU YÜZDEN BU KARAR EN AĞIR SUÇLAMASI BYLOCK OLAN SİZLER İÇİN TAM ANLAMIYLA BİR EMSAL DEĞİLDİR.

 

Kararın ilgili bölümünde Bylock ile ilgili ilk derece mahkemelerince yapılan tespitlere dayanılarak değerlendirme yapılması büyük bir eksikliktir. Hukuki teamüller çerçevesinde bir yüksek mahkeme ilk derece mahkemesince yapılan ve doğruluğu kesinleşmeyen bilgilere atıf yaparak gerekçe kuramaz… Öte yandan dayanılan gerekçelerin ve tespitlerin teknik anlamda uluslararası geçerliliğe sahip bir bilirkişiye doğrulatılması gerekirken bu neden yapılmıyor,anlamak çok güç…

 

Karar içeriğinde her ne kadar Avrupa’ya tabir-i caizse “şirinlik” yapılmaya çalışılsa da,böylesi bir kararın AİHM’in önüne götürülmesi ve ihlal kararı verilmesi için hiçbir engel yoktur.

 

AYM’nin vermiş olduğu bu karar ile AİHM’in belirttiği “ikincilik ilkesi” tükenmiş ve ihlal  iddiası iç hukukla çözülmeyecek hale gelmiştir. Karar içeriğinde OHAL Komisyonu’na bile değinen AYM vermiş olduğu bu kararın AİHM tarafından takip edildiğini düşünüyor olmalı. Bu tip kararlar verildikçe iç hukuk tüketiliyor ve ülkedeki ihlallere Avrupa organlarının denetimi gerekiyor.Bu çerçevede tutukluluk ile ilgili olarak yapılacak AİHM ve BM başvurularına bu karar eklenmeli ve AYM’nin bu konudaki tavrının nasıl olduğunu gösterilmelidir.

 

Son olarak hüküm kısmında tutukluluk incelemelerinin duruşmasız yapıldığı ve bunun da kişi hürriyeti ve güvenliğini ihlal ettiğine karar verilip inceleme yapılmasının sağlanacağını belirtelim.

 

Çoğu haberde yer alan Bylock’u AYM’de delil olarak saydı gibi söylemlere itibar etmemek gerekiyor. ÇÜNKÜ,AYM SADECE ÖNCEKİ KARARLARDA YER ALAN HUSUSLARA DEĞİNMİŞ VE KENDİSİ YENİ BİR TESPİT YAPMAMIŞTIR.

 

Unutmayalım! AYM bu kararda siyasi irade tarafından hoş karşılanmayacak bir karar verseydi bu karara uyulmayacak ve saygı da duyulmayacaktı! Bu yüzden Türk Hukuk sisteminden şu an için sağlıklı bir karar beklemek ne yazık ki mümkün değil. Dünya’ya entegre olalım. Hukuk sadece Türkiye’de değil,bunu fark edelim kafi. İyi dileklerimle…

Değerlendirmelerinden dolayı Fatih ALKAN’a teşekkür ederiz.
Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , , , ,
Eklenme Tarihi: 1 Temmuz 2017

Konu hakkında yorumunuzu yazın

Bylock Ve AYM’nin Gerekçeli Kararı (1 Yorum)

  1. Pembe tablo çizmişsin… Ülkenin en yüksek mahkemesi Bylocku örgüte ait kuvvetli bir belirti olarak kabul ediyor… Ve bu mahkemenin verdiği karar Türkiyede herkesi bağlar… Başta da alt mahkemeleri. AYM’nin bu kararından sonra artık hiçbir mahkeme bylocktan tahliye veremez…. İnsanlara umut vermek güzel ama