Damga Üstüne Damga !

yorumsuz
6.876
Damga Üstüne Damga !

15 Temmuz sürecini dikkatle takip edenler hatırlayacaktır; Ağustos 2016’da, “gri memurluk”adıyla bir çalışma başlatılmıştı. Gerekçe, “kurunun yanında yaşın da yanmasının önüne geçilmesi” olarak ifade edilmişti. Gri memurluğa göre; delil olmayan ancak şüphe bulunan memurlar, gri listeye alınacaktı ve en az 3-4 yıl takip edileceklerdi. Sözleşmeleri her yıl yenilenecekti (yani sürekli çalışma haklarını kaybedeceklerdi), delil bulunursa ihraç edileceklerdi. Ancak gri memurluk uygulamaya geçirilmemişti. Birkaç hafta önce Hürriyet gazetesinden Nuray Babacan’ın hazırlamış olduğu haber, “Gri listelere benzer listeler mi yapılacak, takipsizlik alanlar, iade olanlar, çalıştıkları sürece, “şüpheli” olarak izlenecek mi ?“ sorularını akıllara getirmişti. Geçtiğimiz günlerde yasalaşan Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve KHK’lerde Değişiklik Yapan Kanundaki birkaç maddeyse endişeye sebep oldu…Neredeyse 170 bin KHKlı, hâlen adalet bekliyor, soruşturma yapılmadan ihraç edilen on binlerce kamu çalışanı var, adalet er geç gelecektir ve iade olan KHKlıların neler yaşayacağı, ne yaşadıkları kadar önemli olacaktır.

Babacan’ın haberine göre:

1) Mahkemeler tarafından göreve iade kararı verilse dahi, eski kadrosuna atanması uygun görülmeyenler, Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı bünyelerinde kurulan ‘araştırma merkezlerinde’ istihdam edilecek.

2) Araştırma merkezlerinde göreve başlamayı kabul edenlere, kamu görevinden çıkarıldıkları tarihi takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları eski kurumları tarafından ödenecek.

3) Bu personel, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talep edemeyecek.

4) Bu madde kapsamına giren personel, önceki statülerinden kaynaklanan rütbe, unvan, kimlik ve sosyal haklarını kullanamayacak.

Babacan, AK Parti kaynaklarının bu düzenlemenin gerekçesini: Bu örgütün en mahrem yapılanması TSK ve Emniyet’tedir. Göreve iade kararı verilmiş olsa bile, bu personelden halen kripto olmasından şüphelenilenler olabilir. Sonuçta bunlar silah kullanan insanlar. Devlet kendini tehlikeye atmaz. Bunların geri planda bir görevde tutulması gerekir ve doğrudur. İdarenin kafasında soru işaretleri varsa, güven unsuru oluşmamışsa, kritik görevlere getirilemezler” şeklinde açıkladığını belirtmişti…Yeri gelmişken şu noktayı değinmeden geçmeyeyim; MEB, Adalet Bakanlığı ve diğer Bakanlıkların ihraç sayıları dikkate alındığında, Emniyet’in , özellikle de TSK’nın, ihraç olan personel sayısı çok daha az. Silah, elbette önemli bir güçtür ancak açıklamanın diğer kısımları, işe dönen KHKlıların, bırakın eğitimlerinin sağladığı yetkilere göre çalışmayı, kamu kurumunda huzurla çalışmalarının bile mümkün olamayacağını düşündürtüyor…

Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve KHK’lerde Değişiklik Yapan Kanundaki dikkat çekici noktalar:

MADDE 10/A- (1) …haklarında mahkemeler tarafından göreve iade mahiyetinde karar verilenler ile Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu tarafından başvurunun kabulü kararı verilenlerden, eski kadro, rütbe veya unvanına atanması ilgili bakan onayı ile uygun görülmeyenler, ilgisine göre Milli Savunma Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı bünyelerinde kurulan araştırma merkezlerinde bu madde esaslarına göre istihdam edilir.

(6)…Bu madde kapsamına giren personel, önceki statülerinden kaynaklanan rütbe, unvan, kimlik ve sosyal haklarını kullanamaz…

Bu düzenlemeler, Emniyet ve TSK için yapıldı, en azından şimdilik…Sadece şüphe üzerine vatan haini ilan edilen, baba adlarına kadar her bilgisi kamuoyuna verilen, ihraç olduktan sonra bile soruşturma haklarını kullanamayan KHKlıların, geçmişi, geleceği, emekleri çöpe atılmış, saygınlıklarına leke sürülmüş durumda, dahası görevlerine dönseler bile haksızlık katlanacak gibi görünüyor !

Ege’de vs. yasa dışı yollarla yurt dışına çıkmaya çalışırken boğulan çocukları, anneleri, babaları duyuyoruz ve birçok vatandaş arkalarından: “Pasaportla çıksalardı ! ”, “deniz kirlenmiş ! “,“oh olmuş ! “ gibi sözler söylüyor, KHK’larla ihraç edilenlerin pasaportlarının iptal edildiğinden dahi haberleri yok, KHKlılar kendi kendilerine yanıp kavruluyor gibi…Şu günlerde, pasaport yasaklarının kalktığına dair söylenti var, “söylenti” diyorum çünkü uygulamada değişiklik belirtisi görmüyoruz…Somut delil olmasa da ihraç var, adalete erişim yok, iş veren yok, banka hesapları bloke, mal varlıklarına el-tedbir konmuş durumda, toplum dışlıyor, iade olan KHKlıların “şüpheli” olarak görülmesi muhtemel, sağlık güvencesi yok, sosyal engeller söz konusu vs. Vatansever, ellerinden beklemekten başka bir şey gelmeyen, adalete ne zaman kavuşacakları belli olmayan KHKlılar, bu şartlarda ne yapmalı ! Yanlış anlaşılmasın, ben “her KHKlı kaçmalı” demiyorum, tarafsız bakabilirseniz ne demek istediğimi anlarsınız, ölümüne yola çıkanın hangi çaresizlikleri yaşadığını bilmiyoruz biz…Meriç’te bebekler can verirken ‘adalet’ de boğuldu ve Türkiye, 2 eğitimli neslini adaletsizliğe kurban etti.

 “Bağımsız adalet”li günler.

Zeynep Sırdaş

KAYNAK YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

  1. http://www.hurriyet.com.tr/gundem/emniyet-ve-tskda-iade-edilene-feto-havuzu-40900238
  2. http://www.kamubiz.com/gundem/25-maddelik-torba-yasa-tasarisi-meclis-te-kabul-edildi-iste-h3460.html
  3. https://www.sabah.com.tr/ekonomi/2016/08/10/supheli-memurlar-gri-alanda
Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , , , , , ,
Eklenme Tarihi: 6 Ağustos 2018

Konu hakkında yorumunuzu yazın