Doğum Günümüz

yorumsuz
1.942
Doğum Günümüz

Bugün, güzel bir gün…Güzel bir gün, çünkü KHKlı Platformu 1 yaşını doldurdu…1 yıldır, KHK ve OHAL gölgesinde neler yaşandığını anlatmaya çalıştık. Üzücü olansa KHKlı Platformu’nun bir zorunluluk neticesinde doğması. Mevcut medya organlarının KHKlıları ve KHK adaletsizliklerini görmezden gelmesi, hakkında yargılama dahi yapılmadan ihraç edilen tüm kamu çalışanlarının, ön yargılı bir şekilde, “vatan haini”,“suçlu” vb. etiketiyle duyurulması, bizi, kendimizi ifade edebileceğimiz bir site kurmaya yönlendirdi…Diğer yandan, ihraçlar, sadece iş ve özlük haklarının kaybına neden olmadı, ciddi toplumsal sorunlar da doğurdu. KHKlılar tam anlamıyla dışlandı ve KHKlılar da yargısız infazda bulunan topluma güvenini kaybetti. Benim bugün ele almak istediğim konu bu, güven kayıpları ve sebepleri (Kişiler konusunda istisnalar olduğuna inanmak istiyorum…) :

Siyasetçiler: Sözde milletin temsilcisi olan milletvekilleri, kamu çalışanlarının hukuk dışı bir şekilde haklarını kaybetmesine, somut delil olmaksızın vatan haini ilan edilmesine ses çıkarmadı. Aksine, KHK’ları onaylayan eller, insani ve hukuki değerlendirmeler yapmaksızın kalktı, indi, kalktı, indi, imzalar atıldı. Ayrıca, mevcut yapıyla yakınlığı yıllardır bilinen siyasetçiler/yakınları başta olmak üzere, siyasiler hakkında araştırma/soruşturma yapılmaması, soruşturulanların sürecin dışında tutulması, siyasetçilere güvenin daha da kırılmasına sebep oldu. Hakkını teslim etmek gerekir ki; CHP, ilerleyen aylarda grup toplantılarında yasal haklardan bahsetti, vatan hainlerine destek olmakla suçlandılar, o da ayrı konu…

Adalet sektöründe çalışanlar; avukatlar, hakimler, zabıt kâtipleri, gardiyanlar, savcılar vb.: Yasal hakların tek savunucusu olan mahkemelerin, KHKlı itirazları konusunda önce yetkisizliklerini açıklaması, ardından da davaların iptal edilmesiyle adalet işlevini kaybetti. KHKlılar, yavaş çalışan ve değerlendirme usûlleri kamuoyuna açıklanmayan OHAL Komisyonuyla oyalandı. Komisyonun, somut kanıtlar elde etmeye yönelik araştırma yapıp yapmadığı bilinmiyor. Keyfi tutuklamalar, yeni doğum yapan çok sayıda annenin “ceza infazının ertelenmesi hakkı”nı kullanamaması, gözaltında işkence iddiaları ve gözaltında ölümler, avukatların çok yüksek savunma ücretleri istemesi (sadece dava açmak için 80-100 bin vs.), bazı hakimlerin gayriciddi mahkeme yönetimleri (telefonla oynama, sanığı dinlememe vb.) ve rüşvet iddiaları.

Din adamları: Dinlerinin ve görevlerinin gereklerini yapmak yerine, siyasetçilerin isteklerini uygulayan, emirle fetva veren, hutbelerde miting çağrısı yapanlar vb.

Hipokrat yeminini unutan doktorlar: Söz konusu ihraç olmuş bir kamu çalışanı olduğunda, hastayı aşağılayan (PKK, DAEŞ, DHKP-C vs. üyesi tutuklulara-mahkûmlara bile daha insani davranılıyor ! ), gerçek muayene bulgularını yazmayıp sahte rapor düzenleyen, hastayı gerektiği gibi muayene-tedavi etmeyenler.

Hipokrat Yemini:

Tıp fakültesinden aldığım bu diplomanın bana kazandırdığı statü, hak ve yetkileri kötüye kullanmayacağıma, hayatımı insanlık hizmetlerine adayacağıma,…insan hayatına mutlak surette saygı göstereceğime…dil, din, milliyet, cinsiyet, takım, ırk ve parti farklarının görevimle vicdanım arasına girmesine izin vermeyeceğime, mesleğimi dürüstlükle ve onurla yapacağıma namusum ve şerefim üzerine yemin ederim.

Kamu çalışanları: Dürüst olduğunu bildiği iş arkadaşını, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın.”, “ismini vereyim de göze gireyim, adalet nasılsa yerini bulur…Müdür/daire başkanı/genel müdür vs. olurum belki…”diyenler.

Komşular: “Karıncayı bile incitmez”, “Kendimden çok O’na güvenirim.”, “Kardeşim!” dediği komşusunun, adını KHK listesinde gördükten veya tutuklamak için evine polisler geldikten sonra dedikodu kazanını kaynatan, hiç güvenmemiş gibi davrananlar.

Vatandaş: Siyasi görüşleri vicdanının önüne geçen, medyada gördüklerini sorgulamadan inananlar, neler duymadık ki…

Yakınlar: KHK ilanı öncesi “güvendiğini” söylediği çocuğuna, gelinine, akrabasına inanmak yerine, siyasetçilerin, komşularının sözüne önem veren, uzaklaşan, evden kovan veya asılsız ihbarda bulunan baba, anne, eş, kardeş vb.

Tanıdığı KHKlının vatan haini olmayacağını içten içe bildiği halde, çevresine, iş yerine hoş görünmek için KHKlıya sırtını dönenler, “Yanlış tanımışım !” diyerek vicdanını rahatlatmaya çalışanlar.

Her ihraç olana, “Kopya çekmeseydi” diyecek kadar matematik cahili olanlar (!) : Çalınan soruların 2010 KPSS’ye ait olduğu açıklandı, ihraç olan çoğu kişinin çalışma yılı 10 yılın üstündedir. Ayrıca, sınava giren herkesin kopya çekmesi imkânsız, ihraç olan 150.000 kişi yakın yaşlarda bile değil, ölmüş olduğu halde ihraç edilen de var, 10 yıl önce emekli olduğu halde ihraç edilen de, 2 ay önce işe başladığı halde ihraç edilen de var, ücretsiz izin kullanan yeni anne de…Her nedense, 150.000 kişiye “kopyacı”damgası vuranlar, kopyayı dağıtanlara ve 2016 yılına kadar, kopyayla atananlara adli işlem yapmayanlara tek bir söz etmiyor…

İBB Belediyesi’nde gece amiri olan Ömer Akbayrak: “17 Nisan günü savaşı kazanınca, bunların karıları ve kızları GANİMET olarak EVETçilere HELALDİR.

Sadık Altunbaş: “Ömer Albayrak abimizi yedirtmeyiz. Kemaller bizi yolumuzdan çeviremez. Ömer Albayrak gururumuzdur. AK PARTİ’den değerli bir abimizdir, Kılıçdaroğlu ailesindeki kadınlar da HELALDİR”

MHP Sakarya Milletvekili Zihni Açba:

O akşam bir grup insan, askeri lojmanların oraya gidip ‘Bunların karıları bize helaldir, verin onları bizlere’ diye milletin evlerinin kapısına dikiliyorlar. Bu evlerdeki kadınlar, bunlar da kimler biliyor musunuz? Albay, generallerin evleri değil, subay ve astsubay tayfasından bahsediyorum, onların evleri. ‘Bunların karıları bize helaldir, verin onları’ diye kapıları tırmalıyorlar, oraya yönlendirilmiş sivil insanlar.

Komşular, mahalle sakinleri: Annesinin, babasının tutuklandığını, akrabalarının barındırmak istemediğini bildikleri halde, tutuklu çocuklarını kovanlar…

Tanıdıklar: Çoğu KHKlının banka hesaplarının bloke olduğunu, mal varlıklarına el konulduğunu, KHKlıların iş bulmasının güçleştirildiğini bilip de, borç ister diye, KHKlı tanıdığından köşe bucak kaçanlar.

15 Temmuz ihraçlarını, tutuklamalarını fırsata çevirmeye çalışan herkes

Nişanlısından, eşinden ayrılanlar: 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun verdiği savunma, kovuşturma vb. hakları kullanamadığını bilmesine rağmen, sadece açığa alındığı, ihraç olduğu için ayrılmak isteyenler.

15 Temmuz sonrası yaşanan hukuk dışı uygulamaları söylemek şöyle dursun, OHAL ve KHK kısaltmalarını bile ağızlarına almaktan korkan kişiler.

23 aydır maaş almadığını bildiği komşusuna, “Ne yiyip içiyorsun, mahkeme yapılmayacak mı ? “ vs. diye bile sormayanlar.

Sosyo-ekonomik üstünlüklerini, adaleti satın almak için kullanmaya çalışanlar, rüşvet alanlar.

…..

Liste uzayıp gidiyor, özetle şunu söyleyebilirim; halkın büyük bir bölümü, suçu somut kanıtlarla kanıtlanmasa da, ihraç olanlara, tutuklananlara güvenmiyor, ancak KHKlıların güvensizliği, toplumunkinden çok daha büyük…Güvenini kaybedenler, masumiyetinden emin olup ön yargı ve nefretle karşılaşan KHKlılar…Dışlanma, en acı verici yaralardan biri oldu onlar için…23 ay geçmesine rağmen, hakkında işlem yapılmamış on binlerce insan var, mevcut adalet, sadece yavaş değil, aynı zamanda güvenilmez de. Bu şartlardaki adaletin, adalet getirmeyeceği çok açık. Adalete bağımsızlık gerekiyor, dürüstlük gerekiyor, adil olmayı felsefe haline getirmiş hukukçular gerekiyor…Ama umutsuz olamayız, değiştirilemeyen tek şey gerçektir, geleceği karartılan, sadece ihraç olan kişiler değil, çocukları, akrabaları, bazen de komşuları…Bu yüzden, masumiyetinden emin olan her KHKlı, hukuk mücadelesini sonuna kadar sürdürmeli.

Benim bayramım buruk, bayramım hüzünlü, sizde iyi mi bayramlar…“Bağımsız adalet”li günler dilerim .

Zeynep Sırdaş

KAYNAK YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

  1. https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2016/09/26/mhpli-vekil-bunlarin-karilari-helaldir-diyerek-askeri-lojman-kapisina-dayandilar/
  2. https://listelist.com/omer-akbayrak/
Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , , , , , , ,
Eklenme Tarihi: 15 Haziran 2018

Konu hakkında yorumunuzu yazın