Garip Bir İş Görüşmesi

yorumsuz
4.332
Garip Bir İş Görüşmesi

3 gün önce bir iş görüşmesi gerçekleştirdim. Bu vesileyle de KHKlıların iş bulma şartlarını tarihe not düşmek istedim.

Çoğu işverenin temel soruları aynıdır; eğitim durumu, deneyim, sosyal çalışmalar, fazla mesai yapılıp yapılamayacağı, izinler (mümkün olduğu kadar az olması beklenir), bilgisayar kullanım düzeyi, yabancı dil düzeyi  vs. Her ne kadar yetkililer, KHKlıların (kamuda çalışamasalar da) özel sektörde çalışmalarına engel olunmadığını açıklamış olsa da, uygulamada bunun böyle olmadığını görüyoruz. Bu arada belirtmem gerekiyor; ihraç edilenlerin önemli bir bölümünü oluşturan öğretmenlerin, özel sektörde çalışma imkânı neredeyse yok. Hatta son zamanlarda iş ilanlarında, “KHK ile ihraç edilenlerin başvuruda bulunmaması”şeklinde  açıklama görüyoruz. İşverenler, ya kendileri hakkında işlem yapılmasından korktuklarını (KHKlı çalıştırdıkları için) ya da KHKlıları işe almamaları için arandıklarını/uyarıldıklarını söylüyorlar. Bir kısmı da KHK mantığıyla hareket ediyor ve yargı sonucu beklemeden, her KHKlının vatan haini olduğunu haykırıyor yüzlere.

Şu da var; KHKlı çalıştıran her işveren (sayıları çok az), KHKlı çalıştırdığı için adli işlem geçirmese de bu korkularını paranoyaya bağlamak haksızlık olur bana göre, çünkü hukuki gerekçe doğrudan bu istihdam olmasa bile temel sebebi teşkil edebilir, asılsız ihbarlar bile ihraç-tutuklama nedeni olmakta çünkü. Neyin tehdit olarak nitelendirildiğini anlamak mümkün değil. Bunun örneğini tutuklu KHK’lıların çocuklarına bakanların adli işlem geçirdiğinde görmüştük. Kısacası KHKlıların, özellikle kalifiye personel olarak hak ettikleri türde iş bulma imkânı yok gibi.

KHK ile ihraç olmak, her KHK’lının olduğu gibi, benim de hayatımı darmadağın etti, iş bulma siteleri başta olmak üzere ben de çok sayıda başvuru yaptım, yapıyorum. Yazacağım türden görüşmeleri muhtemelen birçok KHKlı yaşamıştır. Görüştüğüm kişi, bir kuruluşun kurucusu, sanıyorum daha iyi tanıyabileceğini düşündüğü için insan kaynakları yerine kendisi konuşmayı tercih etti ve eğitim düzeyinin yüksek olduğu anlaşılıyordu.

İşveren: Doğum tarihinizi, boyunuzu, kilonuzu öğrenebilir miyim ?

Ben: (Söyledim ve bu bilgileri isteme sebebini sordum, iş, fiziksel görünümden çok bilgi- beceri gerektiriyordu)

İşveren: Daha önce kilo nedeniyle sorun yaşadık. Kilolu olanlar, kurum için hızlı hareket etmekte zorlanıyor, bu da bizim işimiz için büyük sıkıntı, sizinle sorun yaşamayız.

İşveren: Hareket etmenize engel hastalığınız var mı ?

Ben: (Kalça kemiğimle ilgili küçük sorundan, ancak bunun hareketime engel olmadığından bahsettim. Devlet sektöründe yıllarca, üstelik ağır şartlarda çalışmıştım, başvurduğum iş çok daha kolay görünüyordu ve bunu kurum kurucusuna da söylemekte sakınca görmedim.)

İşveren: Çok haklısınız, bizim öyle bir iş yükümüz yok, çok rahatlayacağınız kesin.

İşveren:  Haftada 6 gün çalışıyoruz ve fazla mesailer olabiliyor, esnek çalışmak size uygun mu ?

Ben: Benim 52 saat aralıksız çalıştığım da oldu, fazla çalışmak benim için sorun olmaz. (Kamuda görevli olmanın,  çoğu vatandaşın sandığının aksine çok yoğun çalışmayı gerektirdiğini anlattım.)

İşveren: İş yerine gelip gitmeniz sorun olur mu ?

Ben: (2 aktarmayla gidip gelebileceğimi, başvururken ulaşımı dikkate aldığımı söyledim.)

İşveren: Bakmakla yükümlü olduğunuz yakınınız var mı ?

Ben: Sürekli evde olmamı gerektiren bir bakım yok, çalışmama engel bir yükümlülüğüm de yok.

İşveren:  Kendi kararlarınızı vermenizle ilgili sorun var mı ?

Ben: Hayır, uzun yıllardır kendi kararlarımı kendim veriyorum.

İşveren: (KPSS’ye çalışmak, atanmak, aile izni olmaması gibi nedenlerle işe başlayıp 2 saat sonra ayrılanlar olduğunu açıkladı.)

İşveren: Yeni mezun olmadığınız anlaşılıyor, bizimle çalışırsanız bu bizim için çok iyi olacak, deneyiminizden biraz bahsederseniz ?

Ben: (Mezun olunca Devlet Memurluğu Sınavı’yla atandığımı, 10+ yıl kamu sektöründe XX  Bakanlığında çalıştığımı, hangi alanlarda görev yaptığımı özetledim. Ayrıca açık konuşmak istediğimi, birlikte çalışacaksak bunun önemli olduğunu, çalışmayı ne zaman, hangi sebeple bıraktığımı söyledim.)

İşveren: Bunları hiç duymadım, KHK nedir, KYK gibi bir şey mi ?

Ben: (22 ayın verdiği bıkkınlıkla ve bir kişiye daha KHK’ları anlatmanın sorumluluğuyla…) KHK, Kanun Hükmünde Kararname demektir. 15 Temmuz’dan sonra, 150 bin civarı kamu çalışanı,  soruşturma, yargılama yapılmadan işten çıkarıldı, vatan haini ilan edildiler, kamuyla bağlantıları tümüyle kesildi, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nu duydunuz mu ?

İşveren: Evet, devlette çalışmadım ama duydum.

Ben: Kamuda çalışanların, herhangi bir nedenle suçlanmaları durumunda, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre bazı yasal hakları vardır, soruşturma vb. savunma haklarını kullanamadan cezalandırılmamaları için, devlet sektörünü cazip hâle getiren biraz da bu yasal hakların olmasıdır, özel sektörde biliyorsunuz işe son vermek çok daha kolaydır. KHK’larla ihraç edilenler bu hakların hiçbirini kullanamadı, doğrudan ihraç edildiler.

 

İşveren: FETÖcü olanlar mı, sizi çalışırken tutuklayıp götürebilirler o zaman ? (Ön yargılı veya nefret dolu konuşmuyor, durumu anlamaya çalışan, işi için endişeli birinin ifadeleri)

Ben: Evet tutuklama mümkün, herkes kadar,  şimdiye kadar işlem yapılmadı. Ancak dediğiniz türden ifadeler kullanmamayı tercih ederim, terör suçlamalarının olması, “vatan haini” denmesi, benim suçlu olduğum anlamına gelmez, böyle bir suçlamayı kabul etmem mümkün değil, hakkımı sonuna kadar arayacağım. 22 aydır dava açma, komisyon kararı vs. bekliyorum ama davalar iptal edildi, komisyon da çok yavaş, bu süreçte iş aramamak yanlış olur…

İşveren: Komisyon dediğiniz ?

Ben: (Yine 22 aydır insanlara sesini duyurmaya çalışıp da duyuramamış olmanın yorgunluğuyla) Az önce bahsettiğimiz kamu çalışanları yasal haklarını kullanamadıkları için itiraz etti, Anayasa Mahkemesi vs. dava açtılar ancak bunlar geçersiz sayıldı ve tüm dilekçeler için 7 kişilik bir komisyon kurdular, 120.000 civarı itiraz olmuş, hepsi için sadece 7 kişi karar verecek, şimdiye kadar 17 bini sonuçlandı…

İşveren: Şimdiki sorum en önemlisi, biz uzun vadeli çalışmak istiyoruz, 2 yıllık sözleşme yapıyoruz, buna engel bir durum var mı ? Bu durumunuz ne zaman netleşir ?

Ben: Az önce de bahsettiğim gibi ne zaman netleşeceğini kimse bilmiyor, 1 ay da sürebilir 10 yıl da, net bir zaman söyleyemem. Ayrıca daha önce de bahsetmiştim, açık konuşmamın işinizi sıkıntıya sokmamam için gerekli olduğunu düşünüyorum ancak 2 yıllık sözleşme yapmam, eğer istediğim anda istifa edemeyeceksem mümkün değil, elbette sizi de anlıyorum. Ben de işveren olsam, her an istifa edebilecek, tutuklanabilecek birini işe almamayı tercih ederdim…

İşveren: Sigortasız çalışmak istiyorsunuz o zaman, 2 hafta sonra ortada bırakabilirsiniz bizi…

Ben: Kararınız ne olursa olsun sizi haklı bulurum ancak daha önce sigortalı bir işte çalıştım, iş için yeterince verimli olmadığımı düşündüğüm için istifa ettim…Hukuki süreç şu anda işlemiyor, tekrar dava açamıyorum ama göreve dönüş kararım çıkarsa, tüm haklarımı alabilmek için dönmem gerekebilir, bu suçlamalar böyle kalamaz, dönsem de hakkımı aramam lazım…Belki istifa ederim ama her halükarda işi bir süre bırakmış olurum ki bu da size uymaz…

İşveren: Şöyle yapalım, ben size özel cep numaramı vereyim, bu süreç ne zaman biterse bitsin beni arayın, işi tekrar görüşelim.

Ben: Teşekkür ederim, işinizde kolaylıklar diliyorum.

Asılsız ihbarla adli işlem yapılan Türkiye’de, umarım benimle görüştüğü için bu işverene hukuki bir işlem yapılmaz…Bazılarının “KHKlı olduğunu söylemeseydin keşke ! ” dediğini duyar gibiyim, olmuyor işte olmuyor, bir işi yürütmenin sorumlulukları var, O işverenin yerinde ben de olabilirdim, söylememek bana yakışmazdı…Mal varlıklarına el konan, banka hesapları bloke edilen, yargılamasız ihraç edilen KHKlılar da geçinmek zorunda, ayrıca çalışmaya alışmış, çalışmayı özlemiş yüz binlerce insanın iş aramasından daha doğal bir şey olamaz. İhraç, sadece bir işten “atılma”, “vatana ihanet” suçlaması, savunma hakkından mahrum edilmek değildir, aynı zamanda çocukluğundan itibaren emek vermeye, verimli olmaya odaklanmış insanları çalışmamaya mahkûm etmektir. Umarım suçlunun, suçsuzun ayrıldığı ve emek verenlerin emeğinin karşılığını aldığı günleri de görürüz. Yazıma Rıfat Ilgaz’ın Biraz Daha Sabır şiiriyle son vermek istiyorum.

Her şey düzelecek yakında,
Her şey yoluna girecek,
Doktor kapına gelecek,
İlaçlar ayağına.

“Bağımsız adalet”li günler.

Zeynep Sırdaş

Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , ,
Eklenme Tarihi: 28 Mayıs 2018

Konu hakkında yorumunuzu yazın