Lidyalılar’dan OHAL Komisyonuna

yorumsuz
2.558
Lidyalılar’dan OHAL Komisyonuna

Bulutlu bir Çarşamba günü, bilmediğim bir memlekette, 3400 yıl önce yaşamış bir medeniyetin ortasındayım, Lidyalıların kalıntıları…Ne yana baksam, incelikle düşünülmüş yapılar, günlük yaşamdan esintiler…Sanki insanlar, bir anda buhar olup uçmuş da her şey öylece kalmış ortada; lokantalar, su kanalları, hamamlar, nalburiye, hatta tuvaletler (3400 yıl öncesi ve tuvaletler klozet tipi)…Nasıl yaşadılar ? İnsanlığa katkıları ne oldu ? Geriye ne kaldı?

Lidyalılar dendiğinde akla paranın bulunması gelir. Lidyalıları paranın bulunmasına iten şey; alışverişlerde değiş tokuşun adaletsizliklere yol açmasıdır. Değiş tokuş için kullanılan sığır, taş vb. hem taşınması zordur, hem de iki taraf da hakkı olanı alamaz. Paranın günlük yaşamda kullanılmasıyla bu haksızlıklar giderilmiştir.

Medeniyeti medeniyet yapan, insanlarının yaşam biçimidir, yönetimidir. Anadolu, birçok uygarlığa ev sahipliği yaptı, peki M.S 2018 T.C Devleti’nden ne kalacak…

*15 Temmuz 2016, akşam saatlerinde darbe girişimi, Başbakan Binali Yıldırım’ın ifadesiyle “kalkışma”. Gece geç saatlerde Cumhurbaşkanı’nın vatandaşları  “demokrasiyi korumaya çağırması”.

*Sokağa çıkma nedenlerini dahi bilmeyen, amaçları sadece komutanlarına itaat etmek olan erlerin, harbiyeli öğrencilerin vatana ihanetle suçlanması, dövülenlerin, öldürülenlerin ve  tutuklananların olması

*On binlerce öğretmenin, sağlıkçının, hukukçunun vs. birçok kamu çalışanının, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun verdiği hakların hiçe sayılarak, sorgusuz, soruşturmasız, yargılama yapılmadan açığa alınması, ihraç edilmesi veya tutuklanması

*Çok sayıda işletmeye kayyum atanması

*Çok sayıda derginin, yayınevinin, TV kanalının, radyonun, derneğin, özel okulun vs. kapatılması

*18 binden fazla kadının  ve 700’den fazla çocuğun cezaevine konulması

*Gözaltı ve tutukluluk süreçlerinde kötü muamele, psikolojik ve fiziksel işkence, kayıplar, tutuklamaların ardından mahkeme vb. yapılmadan “Pardon ! ”deyip salıverme

*60 binden fazla erkeğin tutuklanması

*İddianame olmadan, herhangi bir suçlama olmadan, tutuklanma nedeni söylenmeden, 1 yıldan fazla zaman geçmesine rağmen cezaevinde tutma

*Önceki Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın, ihraç edilen herkesin suçlu olmadığına, ancak idari tasarrufla işten atıldıklarına dair açıklaması

*Suçluların çabuk bulunması için 3 aylığına ilan edildiği söylenen OHAL’in 1.5 yıldır devam etmesi

*İhraç edilenlerin özel sektörde çalışmasının engellenmesi için işverenlere/işletmelere sözlü uyarıların yapılması

*Avukat- tutuklu görüşmelerinde baskı

*İhraç olanların/ eşlerinin/ çocuklarının toplum tarafından dışlanması

*Sadece hukuki hakların değil, “insan hakları”nın da ihlal edilmesi

*Anayasa Mahkemesi, İdare Mahkemeleri vs. açılan davaların yetkisizlik gerekçesiyle başvuruları reddetmesi.

*Tek hak arama yolunun OHAL Komisyonundan geçmesi

*Dünyanın, sendikaların, hukukçuların, meslek örgütlerinin, sivil toplum örgütlerinin, insan hakları örgütlerinin  vs. adaletsizliklere susması

*Muhaliflerin tutuklanması, cezaevlerinde ölümler, ihraç edilen onlarca kişinin intihar etmesi

gibi olaylar…

2016’yı ve 2017’yi adaletsizlik kuyusunda geçirdik, ne yazık ki 2018 yılının ilk aylarında da bir değişiklik olmadı. OHAL Komisyonunun kurulmasına Ocak 2017’de karar verilmesine ve 1 yıldan fazla zaman geçmesine rağmen çok az kişinin dosyası incelendi, üstelik iade ve komisyon redlerinin neye göre yapıldığı belli değil, tüm bilgiler “Gizli” tutuluyor…Hem hükümet, hem komisyon, KHK ile ihraç edilenleri, tutuklananları unutmuş gibi…Tek temennim, masum olanların en kısa zamanda emeklerine, hayallerine, özgürlüklerine, haklarına, mutluluklarına tekrar kavuşması. Bunun yoluysa adaletten geçiyor.

“Bağımsız adalet”li günler.

Zeynep Sırdaş

Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , ,
Eklenme Tarihi: 10 Şubat 2018

Konu hakkında yorumunuzu yazın