Meşe Palamutlarına Hasret !

yorumsuz
5.946
Meşe Palamutlarına Hasret !

15 Temmuz’un demokrasi adına Türkiye’den neler götürdüğü tartışılır ama insanlık adına çok şey götürdüğü kesin…Nelere şahit olmadık ki bu süreçte…Bazı sözlerin bir “insan” a söylenmesini yakıştıramazsınız, yakıştırmamanız gerekir, önemli olan “insan” oluşudur çünkü. 15 Temmuz’dan sonra, insan onuruna yakışmayan çok şey gördük, 15 Temmuz’un etkisini derinleştiren, biraz da bunlar oldu belki de. “Ağaç kökü yesinler” sözü örneğin. İhraç edilen, edilmeyen herkes duydu, dillere pelesenk oldu adeta ancak olumsuz yorum duymadık pek. Yorum yapmama nedenini bazıları, “korku” olarak açıkladı. “Vatan hainleri ! Hak ettiler bunu…” diyenler oldu veya ağaç kökünü bile çok görenler vardı. 1950’lerde, 1960’larda, çok fakir insanların mısır koçanlarını, meşe palamutlarını ezip un haline getirmeye çalıştıklarını biliyorum, çocuklarını doyurmak için türlü yollar denemişler. 2018 yılındayız, yüz binlerce insan, atandıklarında kazandıkları kanuni hakları kullanamadan, araştırma-soruşturma yapılmadan, yargılanmadan ihraç edildi, “vatan haini” etiketiyle kimlik bilgileri halka duyuruldu, önemli bir bölümü tutuklandı, çoğunun banka hesabı bloke edildi, mal varlıklarına tedbir konuldu, özel sektörde iş bulmalarının önü, işverenlere sözlü uyarı yoluyla kesildi, saygınlıkları yerle bir edildi vs. aç kalmaları için neredeyse her şart oluşturuldu. Bunları yaşamak, palamuttan ekmek yemekten daha onur kırıcı değil mi…

Diğer yandan, hakkını aramak için dava açanların davalarına, OHAL Komisyonu işaret edilerek “İncelenmeksizin Red” yanıtı gönderildi. Komisyonun kurulmasına Ocak 2017’de karar verildi ve Şubat 2018’deyiz, hemen belirtmek istiyorum, OHAL Komisyonuna 120.000’den fazla başvuru yapıldığı tahmin ediliyor. Komisyon’dan şimdiye kadar 1.000 karar bile çıkarılmadı. Ayrıca bazı hükümet yetkilileri, OHAL’in adalet sistemini engellediğini kabul etmiş durumda. Bir gecede hayatı alt üst olan, toplumdan dışlanan milyonlarca insan, 2018 Türkiye’sinde bırakın hakkını aramayı, akşam nasıl doyacağını bile bilmiyor…İhraç edilenlerin, tutuklananların çoğu, zar zor okumuş, bugüne gelmek için çok çalışmış insanlar, zengin-güçlü kesimden hakkında işlem yapılan kişi yok denecek kadar az, gözaltı-tutukluluk geçirenler de tahliye oluyor genellikle. 27 Şubat 2017’de, kendi isteğiyle ifade vermeye gidip “halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve terör propagandası yapmak” suçlamasıyla tutuklanan gazeteci Deniz Yücel, Başbakan Binali Yıldırım’ın, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile görüşmesinden sonra, 16 Şubat 2018’de tahliye edildi. Yücel, 1 yıl tutuklu kalmış olmasına rağmen iddianamesi hazırlanmamıştı ve tahliye olmadan önce yargılama da yapılmadı. “Yücel, tahliye edilmemeliydi” demiyorum elbette, O’nun da mağduriyeti oldu, ben, “Adalet herkes için aynı şekilde işlemeli, somut delil dikkate alınmalı” diyorum.

15 Temmuz’dan sonraki 1.5 yılı çok yakından takip etmeme, insan hakları ihlallerini ve hukuk dışılıkları görmeye alışmama rağmen, hâlâ anlam vermekte güçlük çektiğim olaylar oluyor. Örneğin; hakkında tutuklama kararı olup yakalanamayan kişilerin yerine eşlerinin tutuklanması, sezaryenden (sadece) 8 saat sonra annelerin gözaltına alınması (8 saat de doktorun ısrarla bekletmesinin sonucu), son dönem kanser hastalarının tahliye edilmemesi, görüşe gelen kadınların ince aramadan geçirilmesi (anüs dahil, vücudun çıplak olarak aranması), Türkiye’de geçinemeyen KHKlı bir ailenin botla Yunanistan’a geçmeye çalışırken boğulan çocuklarına, bir “öğretmen”in “büyüse terörist olacaklardı” sözleri vs.

Bütün bunlar olurken, yaklaşık 40 bin şehidimizin sebebi PKK’nın kurucusu Abdullah Öcalan, İmralı’da, haftanın 2 günü voleybol-basketbol, bazen de masa tenisi oynuyor, yalnızlıktan sıkıldığı için ve sekretarya görevi yapmak üzere yanına gönderilen 3 mahkûmla gündem değerlendirmesi yapıyor, cezaevinde 24 saat pratisyen hekim var, dahiliye ve kardiyoloji uzmanlarının da aralarında bulunduğu bir sağlık ekibi tarafından, her ay rutin sağlık kontrolünden geçiriliyor, kantinden istediklerini alıyor vs. Bazı cezaevlerinde kitap okunması yasakken, Öcalan, istediği kadar dergi ve kitap okuyabiliyor (şimdiye kadar 2.000’den fazla okumuş durumda)…

T24’ün 12 Şubat 2018’de yayınlanan haberine göre;

Mahir Aslan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde (İBB), 8 yıllık memurdu. Aslan, Ağustos 2016’da, hiçbir gerekçe bildirilmeden ihraç edildi. Açtığı dava sonucunda, sosyal medyada, iç güvenlik yasa tasarısına ilişkin “Allah yardımcımız olsun” şeklindeki yorumunun ve Selahattin Demirtaş’ın, “Seni başkan yaptırmayacağız” sözlerini paylaşmasının mahkemeye delil olarak sunulduğunu gördü.

Diken’in 19 Şubat 2018 tarihli haberine göre;

İstanbul’da belediye otobüsüne binen bir yolcu, WhatsApp’ta yazışan Hatice Deniz Aktaş’ın mesajlarını okudu ve polisi arayarak “Devrim-Der diye grup kurmuşlar.” dedi. Bir süre sonra otobüsü durduran polis, Aktaş’ın çantalarında suç unsuruna rastlamadı ancak Aktaş, çıkarıldığı mahkemece ‘örgüt üyeliği’ suçlamasıyla tutuklandı. Aktaş’ın avukatları, hakimlik sorgusuna girmeden önce tutuklama kararının hazır olduğunu gördüklerini iddia etti.

Bütün bunları neden yazdım ! İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, bir organizasyonda, gazetecilerin OHAL’e ilişkin sorularına: “Bizim OHAL ilanımıza laf ediyorlar. PYD ile ilgili görüşmelerimiz sonrasında yabancı basın mensupları bize OHAL üzerinden hesap sormaya çalışıyorlar. Bizim ilan ettiğimiz OHAL’e kurban olsun onlar.” şeklinde cevap verdi. KHK ile sorgusuz sualsiz ihraç edilenler, tutuklanan on binlerce kişi, tutuklanma gerekçesini dahi bilmiyor ve adalete güvenleri pek yok. Ölenler, durumu ağırlaşan hastalar, intihar edenler, Meriç’te donan çocuklar, annesiyle cezaevinde kalan yüzlerce çocuk, aylarca cezaevinde tutulduktan sonra “Pardon ! ” denip salıverilen insanlar…KHK’ler ile doğrudan ilgisi olmayan insanlar bile korku ikliminde yaşıyor. Sözü geçen gazeteciler, Türkiye’deki OHAL’e kurban olur mu, olmaz mı bilinmez de, biz 1.5 yıldır ziyadesiyle kurban olduk…

 “Bağımsız adalet”li günler.

Zeynep Sırdaş

KAYNAK YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

  1. https://www.politikyol.com/icisleri-bakani-soylu-bizim-ilan-ettigimiz-ohale-kurban-olsunlar/
  2. http://m.t24.com.tr/amp/haber/sosyal-medya-korkusu-yazarsam-hayatim-mahvolacak,557678?__twitter_impression=true
  3. http://www.mynet.com/haber/guncel/ocalanin-imralidaki-aylik-masrafi-300-lira-678421-1
  4. http://www.diken.com.tr/otobuste-whatsapp-yazismalari-nedeniyle-ihbar-edilen-siyasetciye-tutuklama/
  5. http://m.abcgazetesi.com/akpnin-muhbir-vatandasi-isbasinda-otobusteki-yazismalari-ihbar-etti-79515h.htm
  6. http://www.hurriyet.com.tr/ocalanin-kantin-harcamasi-ayda-300-lira-22595555
  7. http://www.haberturk.com/gundem/haber/1195344-abdullah-ocalan-imralida-17nci-yilini-doldurdu
Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , , , , , , ,
Eklenme Tarihi: 20 Şubat 2018

Konu hakkında yorumunuzu yazın