Müzik Sesi

yorumsuz
2.192
Müzik Sesi

Bir müzik sesi gelmeye başladı ansızın…Geçmiş zamanlardan, hem çok uzak bir geçmiş, hem de dün gibi yakın bir geçmiş…Bir an çıkaramadım nereden tanıdığımı, sonra fark ettim ve boğazıma kocaman bir yumruk yemiş gibi oldum, nefes almak zor, yutkunmak imkânsız, gözyaşlarım burnumu yaktı…Açığa alınma tebliğim imzalatıldıktan sonra odama sokulmadığım, önümü kapatmaları (zorla girmeye çalışmamıştım aslında…), yıllarca birlikte çalıştığım insanların bana başka türlü bakması, farklı yöne çevrilen başlar, elimi gevşekçe sıkan birkaç el (mecburiyetten sıkanlar…), göz teması kurmaya bile değer görmeyenler ve kurum kapısına kadar eşlik eden güvenlik…Hani, “film şeridi gibi geçti gözümün önünden” derler ya, öyle bir şey…O müziği yan masamda oturan iş arkadaşım (sözde) çok dinlerdi, ben de beğenmiştim beğenmesine de sürekli duymak isteyecek kadar değil…Ne ilginçtir ki o zamandan bu güne, 22 ay boyunca duymamışım, etkilenmemem gerekirdi aslında, bazı acılara alışılmıyormuş demek ki…

Sanırım birçok ihraç edilen kişi düşünmüştür; “Korkudan, çıkar düşkünlüklerinden, boşvermişliklerinden, ikiyüzlülükten, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” cılıktan dolayı benden uzaklaşan, bana güveni, dedikodulara yenilecek kadar az olan iş arkadaşlarım, şimdi karşıma çıksa yüzüme bakabilir mi ? Ne söyler ? Ben ne söylerim ?  Nasıl davranırız birbirimize ?” Benimle ilgili cevaplardan eminim neredeyse, bu yaşıma kadar KHK gibi zor bir imtihan yaşamamışsam da hayatım pek sıradan-kolay geçmemişti, olaylara nasıl tepki verdiğimi de iyi bildiğimi söyleyebilirim. Sevgiye çok değer veririm ama insanlar onlara duyduğum saygıyı ve sevgiyi azaltabilir veya arttırabilir, herkes hak ettiği yeri kendisi belirler kısacası. Toplumumuzdaki birçok insanın son yıllarda içinde büyüttüğü nefreti, benim kalbim hiç tanımadı (nefret dolu olsaydım, Türkiye’de yaşamak daha kolay olurdu belki de…), bana çok zarar vermiş insanlara bile beddua ettiğimi hatırlamıyorum, o kişiden uzaklaşırım, kırılırım ama beddua etmem, benim için son çare, kişiyi Allah’a havale etmektir ki bu benim için: “Rabbim, bu kulun bana bunları bunları yaptı, ben ceza veremem, versem de hangi cezayı verirsem vereyim az olur, ben hakkımı helal etmiyorum, senin rahmetin de gazabın da büyüktür, O’nu senin adaletine emanet ediyorum.” demektir…Benim için Allah’a havale etmek, çok ağırdır ve söylemişsem, bir yanım O kişiye acır, çünkü o adaletin cezası, benim bilgimin çok ötesinde…Neyse, konuya geri dönersem, KHK sürecinde, bana gerçekten güvenen ve değer görmeyi hak eden insanların kimler olduğunu anladım, hayatında dostluğuma yer olmayanları da…Görüştüğüm insan sayısı (iş arkadaşı vs.) çok azaldı, birçok tanıdığımı da Allah’a havale ettim, içim nefret dolu değil, kırgınım sadece. Karşılaşsak ne konuşabiliriz ?

Şundan pek kuşkum yok, beni bu süreçte “silen”, arkamdan “atıp tutan”, hatta terfisini ihracıma borçlu olan insanlarla yüz yüze gelsek, hiçbir şey olmamış gibi konuşmaya başlarlar, hatta gereksiz bir ilgi çabası olur (ki bu davranış, benim aklıma ve kişiliğime hakaret!), bu tür tanıdıkları artık dikkate alacağımı sanmıyorum. Ancak çok samimi olduğumuz halde, açığa alınmamla benden vazgeçen arkadaşlarıma soracağım sorular olabilir:

*Uzaklaşarak kazandıkların, arkadaşlığımızdan vazgeçtiğine değdi mi !

*İhraç olanların çoğunun banka hesabının bloke edildiğini duymuş muydun, yoksa öğrendiğin halde aç mıyım, tok muyum umursamadın mı !

*Geçmişimi, günlerimin nasıl geçtiğini, nelerle meşgul olduğumu biliyordun, sadece bir KHK’da adım yazdı diye, vatan haini olduğuma nasıl inanabildin !

*KHK ile ihraç olanlara özel sektörde bile iş kapısı kapalı, bunu duymuş muydun ! İhraç olan on binlerce insan işsiz kaldı, benim gibi, kirada oturanların yarısı ev değiştirmiş, benim gibi, nasıl yaşıyoruz, nasıl ayakta kaldık, düşündün mü hiç !

*22 aydır soruşturma bile yapılmadan ihraç edildiğimizi, asılsız beyanların tutuklama sebebi olduğunu anlatmaya çalışıyoruz topluma. Gazeteler, TV kanalları, köşe yazarları, siyasetçiler, ünlüler vs. duymazdan geliyor, sen bizi duydun mu hiç, adaletsizlikleri dile getirmek için tek bir sözün oldu mu çevrendekilere !

*Sana ihraçlarla ilgili bir örnek vereceğim. Geçen gün Yalova rektörü Prof. Dr. Suat Cebeci, personelin göreve yeniden başlayıp başlamama konusunda önemli olanın kendi inancı olduğunu söyledi, “kendi inancı”, yani tamamiyle öznel bir karar, somut delillerden uzak bir karar. Üniversiteden 70-80 kişiyi ‘attıklarını’, kendisinin 4  kişiyi göreve başlattığını, göreve başlayan kişilerin haksız yargılandığını söyledi.  Diyor ki : “Aralarında adli süreci devam edenler de var. Ancak ben suçsuz olduğuna inanmışsam o kişiyle çalışırım. Mesela mahkemede yargılanıp beraat eden bir kişiyi göreve başlatmadım ama mahkemesi devam eden birini ise göreve başlattım. Dediğim gibi, önemli olan benim o kişinin suçsuz olduğuna inanmamdır.” Önceki Adalet Bakanı Bekir Bozdağ bile ihraç edilen herkesin suçlu olmadığını, insanları “idari tasarruf”la ihraç ettiklerini açıkladı, idari bir kararla insanlara “vatan haini” damgası  vuruldu, ne olup bittiğini araştırdın mı hiç !

*Vatana ihanet suçlamasıyla açığa alındığı, ihraç edildiği veya tutuklandığı için intihar edenler, hastalananlar, tutukluyken ölen hastalar, işkenceyle ölen tutuklular, transporterlarla kaçırılan KHKlılar, iş bulamadığı için yurt dışına kaçmaya çalışırken boğulanlar, sezaryenden çıkınca karakola götürülen anneler, yakını ihraç olduğu için  alay edilip aşağılanan, bu yüzden  intihar eden öğrenciler…22 ayda neler neler oldu, insanlara kulak verdin mi hiç, düşündün mü, için sızladı mı, “yapabileceğim bir şey var mı ? “ diye sormak içinden geçti mi hiç!

*En zor zamanlarımda bile almadığım “fakirlik belgesi” ni geçen yıl aldım, kaydımı dondurmak için, ben yine başlayamayacağımı, kaydımın silineceğini biliyorum, üzgünüm ama sadece ihraç olduğu için yüksek lisans- doktora kaydı silinen öğrenciler var, onlara çok yazık oldu, cezaevleri öğrenci olan tutuklularla doldu, kitap okumanın yasak olduğu cezaevleri var, tutuklu annesiyle kalan 700’den fazla bebek var, bebek…Cezaevleri tıklım tıklım, insanlar 1.5 yıldır iddianamesinin hazırlanmasını bekliyor, çocukları, bakmak zorunda oldukları insanlar ne haldedir, umursadın mı onları hiç !

*Tutukluların sağlık hizmetlerine erişimi kısıtlı, nerede olursa olsun, kim olursa olsun, tedavi edilmek insani bir  haktır, sıkıntı yaşayan on binlerce insan varken sen neredeydin !

*Sahi nasılsın, benim vicdanım rahat, ya seninki !

“Bağımsız adalet”li günler…

Zeynep Sırdaş

KAYNAK YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

  1. http://www.diken.com.tr/yalova-rektorunun-feto-kriterleri-onemli-olan-o-kisinin-sucsuz-olduguna-inanmam/
  2. http://m.ilerihaber.org/icerik/aclik-grevindeki-isci-hastaneye-kaldirildi-85450.html
  3. https://www.birgun.net/amp/haber-detay/tutuklular-ilac-icin-haftalarca-bekletiliyor-216245.html?__twitter_impression=true
Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , , ,
Eklenme Tarihi: 23 Mayıs 2018

Konu hakkında yorumunuzu yazın