OHAL Araştırma Raporu Yayınlandı

yorumsuz
2.859
OHAL Araştırma Raporu Yayınlandı

Hak ve Adalet Platformu, 15 Temmuz sonrası ilan edilen Olağanüstü hal boyunca yaşanan hak ihlalleri ve mağduriyetlerin sosyal boyutlarını içeren OHAL Araştırma Raporu‘nu Taksim’de düzenlenen basın toplantısı ile kamuoyu ile paylaştı.

Hak ve Adalet Platformu tarafından hazırlanan “15 Temmuz 2016 Sonrası OHAL’de Yaşanan Hak İhlâlleri ve Sosyal Boyutları” raporu Taksim Hill Otel’de yapılan basın açıklamasıyla kamuoyuyla paylaşıldı. Birçok kesimden aktivist, yazar, gazeteci ve OHAL mağdurunun katıldığı programda, yaşanan hak ihlallerinin boyutları gözler önüne serildi.

Devlet-Toplum İlişkisinde Yarılmalar Yaşandı

Türkiye’nin 82 ilinden 2 bin 29 kişi ve dünyanın 40 ülkesinden 144 kişinin katılımı ile yapılan araştırmaya toplam 2 bin 173 kişi katıldı. Rapora göre, OHAL devlet ve toplum ilişkilerinde yarılmalar yaratırken, yansımaları toplumsal kesimlerde mağduriyet kardeşlikleri kurulduğunu gösteriyor. Hukuk güvencesinin toplumun kesimlerini ayırmaksızın ortadan kalktığını belirten araştırma, devlet kurumlarının işleyiş mekanizmalarının bozulduğunu ortaya koyuyor. Bu durumun yarattığı güvensizliğin ciddi ekonomik ve sağlık sorunları yarattığını belirten araştırmacılar, bu yıkımın uzun vadeli sonuçları olacağına dikkat çekiyor.

1465 OHAL ve KHK mağduru, 342 OHAL ve KHK mağduru yakını ve 366 doğrudan mağduriyeti olmayan bireyin katıldığı anket çalışması, online araştırma tekniğiyle yapıldı. OHAL dönemindeki hak ihlallerini belgeleme amacını taşıyan rapora göre, mağdurlar hem ekonomik olarak darboğaza girdi, hem de sosyal dışlanma yaşadılar. Söz konusu dışlanmadan mağdur yakınları da pay aldı.

OHAL’in yarattığı mağduriyetleri ele alan raporun sunumunu Hak ve Adalet Platformu Sözcüsü Ömer Faruk Gergerlioğlu, KHK ile ihraç edilen akademisyen-yazar Cihangir İslam, AKP Eski Belediye Başkanları’ndan Nurten Ertuğrul, KHK ile akademiden ihraç edilen Doç. Dr. Bayram Erzurumluoğlu yaptı.

Nurten Ertuğrul sözlerine “Adaletin dışa vurumu hukukla olur” diyerek başladı. Sürecin yarattığı mağduriyetlerin bu raporla daha belirginlik kazandığını söyledi ve mağdurların yaşadığı korkulara değindi. Yapılan çalışmayı şöyle tanımladı:

“Biz 15 Temmuz 557 gündür devam eden OHAL sürecini raporlama adı altında bir anket hazırladık ve Türkiye’nin Z raporunu aldık.”

OHAL Devleti Değil Hukuk Devleti İstiyoruz

Hak ve Adalet Platformu Sözcüsü Ömer Faruk Gergerlioğlu da OHAL’in amacını aşıp, Türkiye’nin en büyük sorununa dönüştüğünü belirterek, “Bugün Türkiye’nin en büyük sorunu OHAL ve KHK sonucu oluşmuş ihlallerdir. Bu rapor bu ihlalleri hem Türkiye hem dünya medyasına sunmak için ortaya koyuldu.” dedi.

OHAL’in derhal kaldırılması için üç gerekçe sunan Gergerlioğlu, bu şartların teknik olarak sürdürülemez olduğuna, OHAL dışında aciliyeti olmayan konuların bu kapsamda ele alınarak iktidarın kendini güçlendirme aracına dönüştüğüne ve şartların hukuk devletini ortadan kaldırdığına dikkat çekti. Gergerlioğlu şunları ekledi:

Bugün tüm Türkiye son iki KHK’yı konuşuyor. Eski Cumhurbaşkanı, yeni Cumhurbaşkanı, Başbakan, tüm hükümet, tüm medya bunu konuşuyor. Türkiye’nin gündeminde hakikaten bunun olması lâzım. Çünkü Türkiye’nin gündemindeki en büyük hak ihlali OHAL ve KHK’lar. Bizim 1 buçuk yıldır gündemimizde hep OHAL ve KHK’lar vardı. Şu anda gündemde olması ve bu basın toplantısının olması da ne kadar doğru bir gündem tesbiti yaptığımızı da apaçık göstermektedir. OHAL ve KHK’lar neden kaldırılmalı? Evet devletlerin OHAL ilan etme yetkisi var, ama belli sınırlara uymak şartıyla. Anayasanın 121. maddesinde, OHAL’in yeri, süresi, konusu itibariyle bir sınırının olduğu söyleniyor. Oysa biz bu şarta uyulmadığını apaçık görüyoruz. Ama bunları dinleyen, gören yok. OHAL ve KHK’ların iptal edilmesi gerekiyor. Konusu itibariyle bakıyorsunuz, OHAL dışı konular var. Rektör atamasının Cumhurbaşkanı tarafından yapılması, Şeker Kurumu’nun ilân edilmesi, taşeron işçilerle ilgili hususlar ve benzeri birçok şeyin yasalarla yapılması gerekirken OHAL ile yapılıyor. Biz şunu söylüyoruz. OHAL devleti istemiyoruz, hukuk devleti istiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları artık OHAL istemiyor, hukuk devleti istiyor.

“Benim Eylemim De Bu Olacak”

KHK ile ihraç edilen akademisyenlerden Bayram Erzurumluoğlu, Temmuz ayında başlayan bu araştırmaya yoğun bir mesai ve emek harcadıklarını belirterek, “Ben 672 sayılı KHK ile akademiden ihraç edildiğimden Ex. Doç. Dr. diyeceğim kendime. Muhafazakar mahalleden gelen bir insanım, ihraç edildiğimde ne yapacağımı bilmiyordum. Sol ve demokrat kesimler eylemler yapıyordu. Sayın Gergerlioğlu beni bu araştırmaya çağırdığında ‘benim eylemim de bu olacak’ dedim. Bizler sokağa çıkmayı bilmeyiz. Veli Saçılık’tan farklı olarak benim eylemim bu araştırma oldu. Onun direnişini de buradan selamlıyorum” dedi.

“Çocuklarım Öteki Mahallenin Çocuklarıyla Büyüsün”
Araştırma kapsamında konuşan bir KHK mağduru polisin sözlerini paylaşan Erzurumluoğlu, polisin sözlerini şu ifadelerle aktardı:

21 yıl polis olarak çalıştım. Mesleğin ilk yıllarında Ankara’da bir eylemde solcular sosyalistler ‘Susma sustukça sıra sana gelecek’ diyorlardı. O gün tüylerim ürperdi ama kendi kendime ‘Yok canım işini düzgün yapan, kimseye karışmayan birine bir şey olmaz’ dedim. Ama haklı çıktılar.

Bu sözlerin mahalleler arasında duvarların yıkılmaya başladığını gösterdiğini belirten ve kendisi de KHK’yla Adıyaman Üniversitesi’nden ihraç edilen Erzurumluoğlu sözlerine şöyle devam etti:

Aslında mağdurların %92’si yüksekokul ve üniversite mezunu. Bu mağduriyetler öteki mahallenin insanlarıyla bu mahallenin insanlarını birleştirdi. Çünkü bugün zalimlerle mazlumlar aynı mahalleden geliyor. Mazlumlar kendilerine sahip çıkılmayınca karşı mahallenin insanlarını daha iyi anladılar. Mağdur kardeşliği ruhu bu topluma gelmiştir. Kendimden örnek vereyim. Örgütlü değildim siyasi parti üyesi değildim, tutuklansam kimse beni duymazdı. “Nuriye’ye özgürlük” derken Bayram Hoca’ya özgürlük demezlerdi. Bundan sonra başıma bir şey gelirse Bayram Hoca’ya da özgürlük demenizi istiyorum.”

Araştırmayı yürüten akademisyen Bayram Erzurumluoğlu, ankete katılım azlığına dikkat çekerek bunu otorite korkusuna bağladı: “KHKlı Platformu’nun 25 bin üyesi var, hepsine online anketimizi gönderdik fakat sadece toplam 2 bin 500 kişi katıldı. Neden? Mufazakar mahallenin genel tutumu, asla otorite karşısında duramaz” dedi. Erzurumluoğlu, ankete en fazla eğitimcilerin katıldığını da belirtti.

Kendi Kaderimizi KHKlıların Kaderinden Ayrı Tutmayalım

Prof. Dr. Cihangir İslam, raporun sunum konuşmasında, binlerce akademisyenin ihraç edildiği bu süreçte çok az araştırmanın ortaya çıktığını, sadece ihraç edilen akademisyenlere değil tüm akademisyenlere bu süreçte büyük sorumluluk düştüğünü söyledi.

İslam, “Bu yaşanan zulümleri sadece Türkiye’ye değil dünyaya duyurmakla yükümlüyüz” dedi. Bütün akademisyen arkadaşlarıma da şöyle bir çağrı yapmayı uygun buluyorum. Kendi kaderinizin diğer KHK’lıların ve bu ülke insanları kaderinden ayrı tutmayalım. Tek başına akademisyenlerin sorunlarını değil, bütün KHK’lıların sorunlarını bir arada ele alalım. Ve bunu bütün Türkiye’nin ve bütün dünyanın gündemine taşıyalım” ifadelerini kullandı.

Bu Hezeyan Ortamını Kırmamız Gerekiyor
İslam konuşmasına şöyle devam etti:

Türkiye gerçekten bir kırılma noktası yaşıyor. Dün veya önceki gün AK Parti ilçe kongresi yapılıyor. Sayın Belma Erdoğan AK Parti kadın kolları yöneticilerinden. Soyadı da enteresan. Recep Tayyip Erdoğan’ı bize Allah gönderdi diyor. Aslında Belma hanımın şunu da düşünmesi lazım. Eğer evreni oluşu kainatı Allah üzerinden açıklıyorsan o zaman Belma hanımı kim gönderdi veya sizleri, bizleri kim gönderdi? Bu akıl tutulmasından öte toplumca bir hezeyanı paylaşıyoruz. Paylaşılan bir hezeyan ortamı var. Türkiye’de bunu ciddiyetle kırmamız gerekiyor.

AKP CHP’nin Tek Parti Dönemini Örnek Alıyor

Cihangir İslam konuşmasına şu ifadeleri ekledir:

KHK 695 ve 696, geçmişteki olayların yani İstiklal Mahkemesinin, Yassıada Mahkemesinin bir tekrarıdır. Bakınız bugün iktidar partisi şunu yapıyor, Tek Parti CHP dönemine adeta ayna tutuyor ve o günden yaşadığı olayları bize tutuyor. Ana muhalefet partimizde kendi tarihiyle yüzleşme cesaretini göze alamadığı için bunlara kökten itiraz geliştiremiyor. Çünkü geliştirdiği an tarihi önlerine koyacaklar. Bakın bunu sizler yapmıştınız. İstiklal Mahkemeleri tekrar ediliyor, tek adam dönemi tekrar ediliyor, tek parti dönemi tekrar ediliyor, parti devlet dönemi tekrar ediliyor. Ve daha tarihte ne bulursanız önümüze koyulacaktır. Tek tip kıyafet tamamıyla insanları değersizleştirmek, hiçleştirme onları böcekleştirme eylemidir. Bunların öğretmeni Guantanamo’nun mimarlarıdır. Yaptıkları her şey Ceza ve İnfaz kanununa aykırıdır ve bunların hesabı bir gün hepsinden sorulur.

Hak ve Adalet Platformu üyelerinin raporla ilgili sunum ve konuşmaları sonrası toplantıya katılan önemli isimlere de söz verildi.

 

Farklı Mahalleler Kalmadı Artık

Toplantıya katılan Diken Gazetesi Yazarı Levent Gültekin şunları söyledi:

KHK Mağdurlarının hikayeleri ilk zamanlarda o kadar dramatikti ki uyuyamaz hale gelmiştim. Mail yağmıştı uzun süre. Samsun’da bir profesör ile konuşmuştum bir programda. Bana “Ülkeme küstüm, bir daha da hiçbir şey yapmam bu ülkeye” demişti. İnsanların içindeki adalet duygusunu öldürdüler. Fakat benim daha çok ağrıma giden bir şey var, cenazeden merhamet dileniyoruz şu anda. Çökmüş, aklını vicdanını kaybetmiş, yok olmuş bir iktidara ‘Aman OHAL’i kaldırır mısın?’ ‘KHK’yı iptal eder misin?’ diye yazıyoruz, konuşma yapıyoruz ancak bildiklerini okuyorlar. Siyaset çökmüş durumda, mahalleler yok artık. Hayatın ve insanın esas olduğu, tüm farklı kimliklerle hepimizin hak, özgürlük ve adalette buluşması gerekiyor. Umarım ki bunu sadece konuşup ortaya koymakla bırakmaz, eyleme de dökeriz. Artık entellektüel lakırdı yapmaktan yoruldum. Twit atmaktan, kınamaktan bıktım.

 

Milletin Var Olduğunu Birleşerek Göstermek Lazımdır

Toplantıya destek veren Yeni Asya Gazetesi Gelen Yayın Yönetmeni Kazım Güleçyüz, şu sözlerle toplantıya katkı yaptı:

Çok zor şartlarda çok onurlu bir mücadele veriyoruz. İslami, muhafazakar cenahta bu hassasiyeti gösteren tek çevreyiz Yeni Asya olarak. Bunu üzülerek ifade ediyorum. Biz birilerinden bir şey isteme noktasında değil, haktan yana duruşumuzu, zulme itirazımızı kayda geçirmiş oluyoruz. 302 gündür tutuklu bulunan gazetemizin çalışanı Nur Ener’in derlediği “Üç Dal Papatya” isimli kitabımız da bu raporun kaynakları arasında. Mağduriyetler gerçekten çok yakıcı, çok ağır. Bu durumdan bir beraber olarak çıkarız. Biz gazete olarak Bediüzzaman Said Nursi’nin fikirleri doğrultusunda yayın yapıyoruz. Bediüzzaman demokrasiyi 1908’de “Demokrasi millet hakimiyetidir. Milletin var olduğunu göstermek lazımdır. Milletin var olduğunu birleşerek göstermek lazımdır.” demiştir. Aramızdaki farklılıkları bir kenara bırakarak, insan olma ortak paydasında buluşarak, insan hakları, insanlık onuru, hukuk ve adalet değerleri etrafında bir araya gelerek kendimizi ortaya koyabildiğimiz ölçüde güzel günlere ulaşabiliriz.

Siz Çok Güçlüsünüz Ama Biz Çok Haklıyız
Toplantıda konuşan KHK Mağduru ve Yüksel Direnişçisi Veli Saçılık, mağdurların haklarını yalnız sosyal medyada konuşarak geri alamayacağını savundu. “Nuriye ve Semih’e Özgürlük” kampanyası kapsamında Yüksel Caddesi’nde 414 gündür eylem yapan Saçılık, “Sadece twit atarak ya da konuşarak sonuç alınmaz, bu itirazları sokağa taşımak da gerekiyor. Özgürlük sokaktadır. Biz bu bedeli ödemeye hazırız. AKP’nin zulmüne göğüs gereceğiz. Bu bedel bize ödetilecekse ödemeye hazırız. Zulümle abad olunmaz. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’e “Kendini güçlü hissediyorsunuz ama haklı olan güçlüdür” diyor. Ben de aynısını polislere söyledim. Siz çok güçlüsünüz ama biz çok haklıyız. Nuriye’nin hayatı tehlikesi var. Boyu 1.77 kilosu 34. Acil bir durum var” dedi.

Düşmanınıza Benzediğinizde Kaybetmiş Olursunuz
Toplantıya katılan HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya, “Bu çalışma tarihe kayıt düşüyor. Muhafazakârlık kimliğini kabul etmiyorum. Her zaman muhafazakârlar zulme sahip çıkmışlardır. Vicdan, adalet, özgürlük olduğu zaman zaten muhafazakâr olunmaz. Guantanamo’daki tek tip kıyafete karşı Fatih’te eylem yaptık yıllarca. Zulmü meşrulaştırmak için Amerika da yapıyor deniyor. Toplumların erdemli taraflarını almak ve güzel noktalardan etkileşim yapmak gerekirken Sudan, Türkistan neredeyse örnek gösteriliyor topluma. Devletten OHAL’i kaldırmasını beklemiyorum. Biz değiştireceğiz. Erdemli insanların birleşmesiyle değişecek. Sözlerimi şöyle bitirmek istiyorum. ‘Düşmanınıza yenildiğinizde kaybetmiş sayılmazsınız asıl ona benzediğinizde kaybetmiş olursunuz…’ diyerek sözlerini noktaladı.

Veli Saçılık’tan Özür Diliyorum
Eski ANAP Milletvekili Nesrin Nas panelde söz alarak, muhalefeti eleştirdi ve bir özeleştiri sundu:

Muhalefet partisi Anayasa Mahkemesi varmış gibi yaparak son KHK’ya ilişkin başvuruda bulundu. Anayasa Mahkemesi kendini işlevsiz ilan etti. Ana muhalefet -mış gibi yaparak şeyler yapmaktan vazgeçmeli. Kendi mahallemizden çıkıp karşı mahallenin mağduriyetlerine kulak açtık. Şimdi mağduriyetlere değil daha iyi bir Türkiye hayaline sarılmalıyız. Veli Saçılık kolunu yitirdiğinde ben parlamentodaydım. Kendisinden özür diliyorum. Benim partim kararı geçiren parti ile koalisyondaydı. F tipine karşı parlamentoda arkadaşlarımla mücadele etmiştim. Sonuçlarının ağır olacağını biliyordum.

İktidarın Bir Dokunuşluk Ömrü Var
Programda İlahiyatçı Yazar İhsan Eliaçık da konuşmasında iktidarı Hazreti Süleyman’ın bastonuna benzeterek, “Canlı ve heybetli duran Süleyman’a cinlerden biri dokunduğunda Süleyman’ın ölü olduğu anlaşılır. Ama, o ana kadar canlı gibi bastonuna yaslanmış gözükür Süleyman. Dışarıdan bakıldığında çok güçlü görünenler, aslında bir dokunuşluk ömürleri vardır. Dokunduğunuzda onun çöktüğü anlaşılır. Biz dokunuşu yapamıyoruz. Saray’daki zat yaşayan bir ölüdür. Bizim bu dokunuşu yapmamız lazım” diye konuştu.

Araştırmaya katılan kişi sayısına atıfta bulunan Eliaçık,  “Mağdur olanlar bile araştırma anketini tıklamaktan, formu doldurmaktan korkuyorlar dendi. Bahsedilen KHKlı Platformu’na  üye olan 25 bin kişiden bile sayıları kadar katılım çıkmaması bana şunu düşündürüyor: Bir şekilde hükümet vicdana gelse, bu zamana kadar KHK ile işten atılan insanları işlerine döndürse, mağdur olduğu halde, işini ekmeğini kaybettiği halde kılını kıpırdatmayan bu insanlar ‘Bu iş bitti’ diyecekler demektir. ‘Aman aman işimize geri döndük mü, ne yapıyorsanız yapın. Özgürlük mü diyorsunuz, adalet mi diyorsunuz… Aman yakayı zor kurtardık zaten’ diyeceklerdir. Bu çok acı bir durumdur.” diyerek mağdurken kaybedilmiş değerleri savunamayan bir topluluğun, rahata ulaştığında daha da savunmaya uzak olacağını özetlemiş ve konuşmasının devamında kişisel kazançlar yerine prensipler, değerler için belli bir duruş sergilemenin önemini belirtmiştir.

Kaynaklar: Artı Gerçek, DW Türkçe, Yeni Asya

Fotoğraflar: Yeni Asya

Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , , , , , , , ,
Eklenme Tarihi: 29 Aralık 2017

Konu hakkında yorumunuzu yazın