OHAL’de Yaşananlar – 4

yorumsuz
3.265
OHAL’de Yaşananlar – 4

15 Temmuz sonrası yaşanan travma, hem KHKlılar hem de Türkiye açısından çok büyük, sadece Hak ve Adalet Platformu’nun “OHAL’de Yaşanan Toplumsal Sorunlar Ve Hak İhlallerinin Sosyal Boyutları” araştırması bunu yansıtmaya yetmez, bu tür çalışmaların artmasını umuyorum, onları da sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Şimdi sizi bu çalışmadan hazırladığım yazının son bölümüyle baş başa bırakıyorum.

*15 Temmuz 2016 sonrası, işsiz bırakılan KHK/OHAL mağdurları arasında, mevcut (şimdiki) işsizlik oranı %65’dir. Bir işte çalışanların çoğunluğu sigortasız ve/veya düşük kazançlı işlerde çalışmaktadır.

*KHK/OHAL mağdurlarının %50’si, 15 Temmuz 2016 sonrasında, bulundukları evlerden, mahallelerden, şehirlerden ayrılmak zorunda kalmışlardır.

*KHK/OHAL ile işlerinden atılan mağdurlarının %99’u, 15 Temmuz 2016 öncesi herhangi bir cezai soruşturma geçirmemişlerdir.

*OHAL’de gözaltına alınan mağdurların %75’i, ‘iki’ veya daha fazla gün (30 güne kadar) gözaltında tutulmuşlardır.

*OHAL’de tutuklanan mağdurların önemli bir kısmı nezarethanelerde, hapishanelerde kötü muamele görmüştür.

*OHAL/KHK sürçleri aile bölünmelerini/boşanmaları artırmıştır.

*Mağdur ve mağdur yakınlarının gelirlerinde, 15 Temmuz sonrası çok büyük düşüş yaşandığı görülmüştür. (Şimdiki gelirleri, 500 TL’nin altındadır)

“11 yıl önce akrabaya verilmiş bir hatta Bylock çıkması sebebiyle açığa alınma, ihraç, gözaltı, bir hafta içerde tutulma, ailece travma yaşamamız. Babalarını görmek için sürekli ağlaşan birisi % 88 engelli 2 çocuk. Kaybetme korkusu. Bunları yaşadıktan sonra sosyal çevre, dışlanma gibi şeylere hiç takılmıyorsunuz…Şimdi iddianame bekliyoruz, 5 aydır çıkmadı…”

“Büyükler değil de küçük çocukların neler yaşadığına kelimeler yetersiz kalır.”

“…Kendi mesleğim olan mimarlığı yapamıyorum. Babam vefat ettiği için iki kız kardeşime ve anneme eşimle ben bakıyorduk, artık ben iki eve tek başıma bakıyorum. Yüksek lisans eğitimime çalışmak zorunda olduğumdan devam edemiyorum. Eşimin de lisansüstü programı tutukluluk dolayısıyla askıya alındı. Açık öğretim ve diğer merkezi sınavlara girmesine izin verilmiyor. İkimizin de eğitim hakkı elinden alındı. Ben panik atak hastası oldum. Delirme noktasına geldim. Halüsinasyonlar görmeye başladım. O güne kadar psikolojik destekle atlatabileceğimi sanıyordum ancak durum ciddileşince ilaca başladım. İlaçların da etkisiyle sürekli yemeğe vurdum ve 15 kilo birden aldım. Eşim çıkarıldığı ilk mahkemede savunma hakkı bile verilmeden 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı ve bölge mahkemesi de bu kararı onayladı. Kendimizi bir çıkmazda hissediyoruz, henüz 3 aylık evliliğimiz, ayrı geçen bir buçuk yılın sonunda çok yıprandı.”

“Eşim ihraç edildi, oğlumuzun doğduğu gün gözaltına alındı. On gün sonra tutuklandı. 14 aydır hâlâ tutuklu. Oğlumu bir başıma büyütmeye çalışıyorum. En acısı oğlum babasını tanımıyor.”

“Eşim KHK ile ihraç oldu, tutuklandı, başka bir ile sevk edildi. Çocuğum 3 yaşındaydı, psikolojik olarak bitti çocuk. Beni kimse işe almıyor. SMMM ruhsatım ve 17 yıllık tecrübem olmasına rağmen komşularım ve yakın dostlarım ‘vatanı seçiyoruz, eşin tutukluysa vardır bir şeyi’ dediler. Maddi durum sebebiyle yalnız olmam, çocuğumun küçük oluşu ve ikili mutasyon FMF hastası olduğumdan eşimi görmeye gitmek gerçek bir zulümdür. Eşimin Judo, Jiu jitsu eğitmen sertifikası ile spor salonu açmıştık. Ben ilgileniyordum, eşim çalışıyordu. O olmayınca iş yerim de kapandı… Eşimden sonra şeker hastası oldum ve tanınmayacak derecede kilo aldım. Çok mutsuzum, çocuğum için hiçbir şey yapamıyorum.”

“İlk 7 ay sokağa çıkamadım. Doktora gitmedim çünkü hâlim yoktu. Eşim: ‘Ölsem de, siz kurtulsanız..’ diye çok söyledi. O günler çok zordu. Artık ölümden korkmuyorum. Dünya anlamını yitirdi. KHK ile ilgili sitelere girdiğimde hayata tutundum. Eşim şu an sigortalı, asgari ücretle, sanayide zor işte çalışıyor. Rızkı veren Allah’mış, Allah bizi hiç boş bırakmadı. Engelli oğlumun bakım aylığı için başvurdum bakalım çıkacak mı? ”

“İki kardeş yalnız kaldık.”

“Karım, komşunun şikâyeti üstüne 3 gün 3 gece nezarette aç-susuz-uykusuz kaldı. Sonra şartlı salıverildi, bir yıldır haftada defalarca imzaya gidiyor ve şehir dışına bile çıkamıyor. İki enişte öğretmenlikten atıldı bir yılı aşkın işsizler. Kardeşim, abisinin Bank Asya’da hesabı var diye 25 yıl hizmet ettiği ordudan atıldı.”

“İhraç kararı kesinleşmeden maaşları kesildi. Mal varlıklarına tedbir kondu. Kızım, 53 günlük hasta bebeğiyle 16 Temmuz 2016 da gözaltına alınıp akabinde delilsiz boş dosyadan tutuklandı. Toplam 7,5 ay tutuklu kaldı. Bebeği tedavi edilmedi. Aylarca mama verilmedi. Günlerce süt bile temin edilmedi. Avukatı yoktu. Yazdığı dilekçeler çöpe atıldı. Yok edildi. Ekimde, ev hapsi verilerek tahliye oldu

“Sendika gibi suç sayılmayacak bir sebeple iki abim tutuklandı….Yeğenlerimin insanlardan kaçması, korkuyla
yaşaması anlatılmaz bir süreç. Küçük yeğenim daha yeni konuşmaya başladığı sırada babası tutuklanınca konuşmadı, içine kapandı. Hiç konuşmayacak diye korkuyoruz. Ve elimizden bir şey gelmedi 🙁 Hakkımızı arayacağımız hiç bir yer yok ! “

“…benim branşım İngilizce olduğundan, eskiden sık sık ziyaret ettiğim bir yabancı dil kurs müdürünün yanına gittik;
çeviri ya da özel ders isteyen olursa gibi. Kendisi MEB müdürünün toplantı yaptığını, sözel olarak bizi dershanede çalıştırmanın 600.000 lira cezası olduğunu söyledi…Eşim bir kömürcüde çalışmaya başladı. Sigortasız tabi. En büyük darbeyi tabi çocuklar yedi. Oğlum 8 yaşındaydı. Olayları hiç anlayamadı. Yeni okuluna ilk giderken ‘anne sorarlarsa, sizin mesleğinizi ne diyeceğim ?’ dedi. O zaman anladım omuzlarındaki yükü…”

“Adalet istiyorum, torpil değil.”

“Avukat verdiler ama Avukat ‘itirafçı ol’ diye telkinde bulundu. Savunmadı.”

“Avukat vardı ama biblo gibi oturdu. Bir şey yapmadı.”

“(Sorgulamamda avukat bulunmasına müsaade) edildi, ancak, sabah 06:00’da ifadem alındığından avukat masada uyumaktaydı.”

“…Temiz olmayan ortamlarda kaldık. Mahrem yerlerimize açıp bakmak suretiyle aramalara maruz kaldık. Sözel şiddete maruz kaldık.”

“Örneklemek gerekirse; kanunen futbol, basketbol ve voleybol oynamak yasak olmamasına rağmen, bunlardan herhangi ikisi ya da üçüyle ilgilenen bir sporcu suçlu kabul edilmektedir. Gözaltında psikolojik işkence: Kitap vermeme, Kuran’ın bile 2 günlük izin prosedüründen sonra koğuşa sokulabilmesi, 24 saat hiç sönmeyen ışık ve hiç durmadan gürültülü bir şekilde çalışan aspiratör, zamanı bilebilmek için koğuş dışında bile olsa görebileceğimiz bir yere saat asılmasına izin vermemek, 4 kişilik koğuşa bir adım atamayacak şekilde yere yatak atılarak 6 kişinin konulması, duş almada zaman zaman izin vermemek şeklinde sorun çıkartılması, 8 gün boyunca hiç kimseyle (sorgu haricinde avukatla bile) görüştürmemek, 5 gün boyunca 3 öğün yarım ekmek arası azık dışında bir yemek verilmemesi. Savcı sorgusunda psikolojik işkence: Savcının aşağılayıcı ve irrite edici tavırları altında ifade verilmesi ve ima ile işkenceye uğratılma tehdidi.”

“Namaz kılarken bile kelepçeleri çıkarmadılar. Sürekli aşağılama ve küfür. Ara ara ters kelepçeyle diz üstü saatlerce tuttular. Çok ağır bel fıtığı hastası oldum. Geçen ay ameliyat oldum. Günde sadece halk ekmekten önceki günlerden kalan bir dilim küflü ekmek ve bir kutu reçel verdiler. Daha kötüsü eşlerimiz ile tehdit ettiler. Bazı arkadaşlarımıza fiziksel işkencede bulundular.”

“Bağımsız adalet”li günler…

Zeynep Sırdaş

Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , , , ,
Eklenme Tarihi: 24 Ocak 2018

Konu hakkında yorumunuzu yazın