Uluslararası Af Örgütü’nden Türkiye’ye Tavsiye !

yorumsuz
7.184
Uluslararası Af Örgütü’nden Türkiye’ye Tavsiye !

Uluslararası Af Örgütü’nün (UAÖ) “Dönüşü Olmayan İhraçlar: Türkiye’de Kamudan İhraç Edilenler İçin Etkin Çözüm Yok”  başlıklı raporundan alıntılara devam ediyoruz:

Kamu sektörü çalışanlarının keyfi olarak ihraç edilmeleri ve etkin bir itiraz yolunun bulunmayışı, olağanüstü hal dönemi süresince yaşanan insan hakları ihlallerinin en kötülerinden. Olağanüstü hal kapsamındaki tedbirler marifetiyle doğrudan ihraç edilen kişilerin geçimlerini sağlama olanağı ağır bir şekilde kısıtlandı ve bu kişiler, ömür boyu kamu sektöründe çalışma yasağı ile yüz yüze kalarak kamuoyu önünde yetkili makamlar tarafından terörist olarak kabul edilen örgütlerle irtibatı olan kişiler olarak damgalandı. Türkiye’de geçim imkanı olmayan bu kişilerin yurtdışında iş aramaları da, yine kanun hükmünde kararnameler pasaportlarının iptal edilmesini öngördüğünden, engellendi. İhraç edilenlerin bir kısmı ayrıca işleri kapsamında sağlanan barınma ve sağlık desteğini de kaybetti.

Türkiye’deki olağan idari itiraz usulleri uyarınca bir başvuru sahibinin idari bir makama yapmış olduğu itiraza 60 gün içerisinde herhangi bir yanıt verilmemiş olması, söz konusu isteğin reddedildiği anlamına geliyor. Bu da başvuru sahibine doğrudan idare mahkemelerine itirazda bulunma hakkı sağlayarak (2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, Madde 10) Anayasa Mahkemesi’ne kadar uzanabilecek hukuki bir sürecin önünü açıyor. Ancak bu kurallar Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu’na uygulanmıyor. Nitekim Komisyon, kurulduğunda idari makamlar için öngörülen 60 günlük cevap verme süresinden muaf tutuldu. Dahası, Komisyon’un kendisine yapılan başvurularla ilgili olarak karar vermesi için bir zaman sınırı da belirlenmiş değil. Hal böyle olunca da, Komisyon’a itirazda bulunmuş olan ihraç edilen kamu çalışanları, başvurularına bir yanıt alabilmek için ne kadar süre beklemek durumunda olacaklarını bilmiyorlar.

Komisyon ile ilgili olarak öngörülen usul ve esaslar, Türkiye mevzuatındaki devlet memurlarının görevden alınmalarına ilişkin yerleşik standartların oldukça gerisine düşüyor. Örneğin Devlet Memurları Kanunu’nun 129’uncu maddesi uyarınca hakkında memurluktan çıkarma cezası istenen memurun, soruşturma evrakını inceleme, tanık dinletme, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi ya da vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahip olduğu şeklinde bir düzenleme mevcut. Aynı kanunun 130’uncu maddesinde de devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemeyeceği belirtiliyor.

…ihraç edilen kamu sektörü çalışanları kendilerine isnat edilen somut iddiaların ya da aleyhlerindeki delillerin neler olduğunu bilmeksizin Komisyon’a itirazda bulunmak durumunda kaldılar. Yine Komisyon’un duruşmalı olarak itirazı inceleme kudreti bulunmadığından, bu kişiler, haklarındaki iddiaları ya da delilleri Komisyon önündeki süreç zarfında da öğrenemedi.

Uluslararası Af Örgütü’nün görüştüğü ihraç edilen bir öğretmen, Millî Eğitim Bakanlığı’na ihraç edilmesiyle ilgili olarak bilgi edinme hakkı kapsamında yaptığı çok sayıda başvuruya ilişkin belgeyi gösterdi. Bu kişinin yapmış olduğu taleplerin tamamı, ilgili olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameleri çerçevesinde alınan tedbirlerin Bilgi Edinme Kanunu kapsamı dışında olduğu gerekçesiyle reddedilmişti.

…düzenlemelerde ilgili fiilin vuku bulduğu tarih itibarıyla yürürlükte bulunan kanunlar çerçevesinde hukuka aykırı bir fiil ya da suç teşkil ettiğine dair bir delilin olması gerektiğine dair bir açıklık da yok. Uluslararası Af Örgütü tarafından incelenen 109 karardan 22’sinde haklarında herhangi bir şekilde cezai soruşturma yürütülmemiş kişilerin ihracı onanmıştı.

İncelenen 109 kararın 99’unda başvuru sahiplerinin FETÖ/PDY ile ‘irtibatlı’ olduğuna karar verilmişti. Adalet Bakanlığı yetkilileri, bir sendikaya üye ya da medya organlarına abone olmanın veya Aralık 2013 tarihinden sonra Bank Asya’ya para yatırmanın, nasıl bu örgütle irtibatlı olunduğunu ispatlayabildiği sorusuna yanıt olarak, bu türden faaliyetlerin FETÖ/PDY’ye yardım teşkil ettiğinin herkes tarafından bilindiği şeklinde bir cevap verdi. Ancak durum böyle olsa dahi, herkes tarafından bilindiği ileri sürülen bu bilgi, tek başına bir kişinin aslında bir süre öncesine kadar kendileriyle ilişki kurulması yasal olan kurum ve organlarla etkileşim içinde olması nedeniyle yasaklı gruplarla irtibatlı olduğu sonucuna varılması için yeterli bir gerekçe değildir.

Komisyon, bu adil olmayan ve keyfi ihraçları onayarak, kendisinin bir inceleme organı olarak elverişsiz olduğunu ortaya koyuyor ve uygun hukuki usul ile suçlara ilişkin ispat standartlarının da gerisine düşüyor. Dolayısıyla da Komisyon, aslında hükümetin kanun hükmünde kararnameler marifetiyle gerçekleştirdiği ihraçları otomatik olarak onaylayan bir mekanizma olmakla kalmayıp; aynı zamanda doğrudan ihraç edilen kişilerin etkin bir hukuk yoluna başvurabilmek için tüketmesi gereken süreyi yalnızca daha da uzatıyor.

ULUSLARARASI AF ÖRGÜTÜ’NÜN TAVSİYESİ

Türkiye yetkilileri, riayet etme taahhüdünde bulundukları insan hakları standartlarına uymak için ihraç edilen tüm kamu çalışanlarını görevlerine iade etmelidir ve hizmet kusuru ya da görevi suistimali bulunduğuna veyahut bir suç işlediğine dair hakkında makul şüpheler bulunan kişilerin görevden alınmalarına dair her türlü karar, yalnızca tüm usul güvencelerini de içeren olağan disiplin süreci çerçevesinde alınmalıdır. Uluslararası Af Örgütü, uluslararası topluma Türkiye yetkililerinin böylesi bir değişikliği gerçekleştirme yönünde adımlar atmaması halinde, bu raporda yer verilen kaygıları dile getirme ve yetkililerden ihraç edilen tüm kamu sektörü çalışanlarının adalet ve onarım da dâhil olmak üzere uygun hukuki usule erişimlerinin sağlanmasını isteme çağrısında bulunuyor.

“Bağımsız adalet”li günler…

Zeynep Sırdaş

KAYNAK YAZI İÇİN TIKLAYINIZ

RAPORUN TÜRKÇESİ İÇİN TIKLAYINIZ

Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , , , , ,
Eklenme Tarihi: 29 Ekim 2018

Konu hakkında yorumunuzu yazın